Saadet Partisi Artvin İl Başkanı Gültekin Soydan, ekonomik krize değinerek gelir adaletsizliğine vurgu yaptı.
Saadet Partisi Artvin İl Başkanı Gültekin Soydan, "Ülkemizde yıllardır uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olarak gelir dağılımı pastası her geçen gün değişmekte, orta gelir grubu yok olmakta ve ülkenin çok büyük bir bölümü fakirlik sınırının altında yaşam sürer hale getirilmektedir. Bu duruma daha önce birkaç yazıda da değinmiş ve bunun bilinçli bir politika olduğunu ifade etmiştik. Özellikle son 4 yılda patlak veren, son 1 yılda etkisini oldukça yüksek hissettiren ekonomik kriz ve oluşan enflasyonist ortam geniş toplum kesimlerinin gelirlerinin oldukça düşük kalması ve alım gücünün çok daha fazla düşmesine neden olmuştur." dedi.
Toplumun geniş kesimlerinin alım gücünün düşmesinin ülke ekonomisinde iç talebin düşmesi ve ekonomide durgunluğun artmasına neden olan bir gelişme olduğuna değinen Soydan, "Ekonomi yönetimi toplumun genelinin alım gücünün sürekli olarak düşmesinin neden olabileceği durgunluğu önlemek amacıyla vergi indirimleri, vergi ödemelerinin ertelenmesi vb. adımların yansıra özellikle pandemi sürecinden bugüne para basarak büyük bir bölümünü bankalar üzerinden, diğer kısmını merkez bankası operasyonel işlemleri üzerinden piyasaya sürme yoluna gitmiştir. Normal koşullar altında bir ülkede karşılıksız para basmak ve bu parayı farklı yollarla piyasaya sürmek tedavüldeki para miktarını artıracağı için enflasyonu tetikleyici etki etmesi beklenir. Ancak ekonomik durgunluğun, küçülmenin olduğu, piyasa çarklarının yavaşladığı durumlarda karşılıksız para basılarak piyasaya sürülmesi kısa vadede talebin dengelenmesine sebep olmakta ve enflasyonu yüksek oranda etkilememektedir. Sürekli para basılmasına rağmen enflasyonun para arzı kaynaklı olarak patlama göstermemesinin nedeni bu olarak ifade edilebilir. Ancak bu durum kısa vadelidir. Uzun vadede para basmanın ayarı kaçırılırsa bu ülke açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. Kısa vadeli canlandırıcı etkinin görülmesinden sonra bu paranın piyasadan çekilmesine ilişkin planlamanın da doğru şekilde yapılması önemli bir gerekliliktir. Ancak bugüne kadar ekonomi yönetiminde ortaya konulan performans bu konuda kafalarımızda iki önemli soru işareti ortaya çıkarmaktadır. Birincisi piyasaya sürülen fazladan yeni paranın çekilmesi için gerekli ortam yani ekonomik genişleme sağlanabilecek midir? İkincisi bu süreci planlayabilecek bir yönetim yeterliliği mevcut mudur? Bu soruların cevapları pek olumlu görünmüyor sanki" dedi.
Soydan açıklamasında şunları da kaydetti: "Geçtiğimiz günlerde CHP İstanbul Milletvekili ve partinin önemli isimlerinden Sayın İlhan Kesici bir açıklama yaparak, "İktidara gelirsek ülkeyi AKP'nin ilk 5-6 yılı gibin yöneteceğiz" dedi. Sayın Kesici bu sözü hangi anlamda söyledi bilmem ama bu açıklama benim ülkenin geleceğine ilişkin endişelerimi artırdı diyebilirim. Ülkenin ana muhalefet partisinin o dönem eleştirdiği iktidarın ilk dönemlerini referans göstermesi, iktidarın ilk günden bugüne yanlış bir anlayışla yönettiğini düşünen bir kişi olarak beni olası bir iktidar değişiminde ülkede aynı yanlış anlayışın devam edeceği endişesine sevk etti. Birçok ortamda ifade ediyoruz Türkiye bugün birçok alanda iktidarın ilk yıllarında temellerini attığı yanlış politikaların bedelini ödemektedir. Örneğin ekonomik olarak kamunun, bireyin, özel sektörün yüksek düzeyde borçlanmasının, ekonomik dengeyi alt üst eden kredi bolluğunun, ekonominin temeline inşaat sektörünü koyma yanlışının, üretime değil sıcak paraya dayalı ekonomi anlayışının vb. bugün bedelini ödediğimiz yanlış ekonomi politikalarının temeli o günlerde atılmıştı. Üstelik sonuçları bugüne yansıyan yanlış politikalar sadece ekonomi alanında da değildi. Bu nedenle olası bir iktidar değişiminde ana muhalefet partisinin aynı yanlış anlayışla devam edeceğini düşünmek ülkenin geleceği açısından endişe vericidir. Ülkenin geleceği bakımından yönetimde bir zihniyet değişimi olmazsa olmaz bir şarttır. Mevcut yönetim değişse dahi yerine ülkenin temel problemleri ile ilgili aynı anlayışa sahip başka bir iktidar gelecekse vay halimize."