Artvin’de Organ Bağışı Haftası kapsamında, organ bağışının önemine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla “2. Organ Bağışı Farkındalık Sempozyumu” düzenlendi.
“Bir Bağış, Bir Hayat, Sonsuz Umut” sloganıyla gerçekleştirilen programda organ bağışının tıbbi süreçleri, beyin ölümü, organ naklinin dini boyutu ve toplumsal bilinç konuları ele alındı.
Artvin Çoruh Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü, T.C. Sağlık Bakanlığı Artvin İl Sağlık Müdürlüğü ve Artvin Çoruh Üniversitesi Hemşirelik Topluluğu iş birliğinde düzenlenen sempozyum, Nihat Gökyiğit Kongre ve Kültür Merkezi 15 Temmuz Millî İrade Salonu’nda gerçekleştirildi.
Akademisyenler, sağlık çalışanları, öğrenciler ve davetlilerin katıldığı program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından açılış konuşmalarına geçildi.

Yeşilay Artvin şube yönetimi Kızılayı ziyaret etti
Yeşilay Artvin şube yönetimi Kızılayı ziyaret etti
İçeriği Görüntüle

Artvin’de Organ Bağışı Çağrısı: “Bir Hayat Kurtarın”
“Sağlık mesleğinin olmazsa olmazı güven vermektir”
Programın açılış konuşmasını yapan Artvin İl Sağlık Müdürü Dr. Yunuz Arslan, sağlık çalışanlarının sorumluluğunun yalnızca hastalıkları önlemek ve tedavi etmekle sınırlı olmadığını, toplumun sağlık konusundaki bilgi düzeyini ve farkındalığını artırmanın da önemli bir görev olduğunu söyledi.
Sağlık çalışanlarının toplumun sağlık danışmanları olduğunu belirten Arslan, organ bağışı gibi hassas konularda insanları bilinçlendirmenin temelinde güven unsurunun bulunduğuna dikkat çekti.
Sağlık hizmetlerinde güvenin önemine değinen Arslan, hastaların ve hasta yakınlarının en zor anlarında sağlık çalışanlarına güvendiğini ifade ederek, “Sağlık sektörü, sağlık mesleği kutsalsa bunun en önemli öğesi güven vermektir. Bütün meslekler önemlidir. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.” dedi.

Artvin’de Organ Bağışı Çağrısı: “Bir Hayat Kurtarın”
Organ bağışı, nakil süreçleri ve beyin ölümü anlatıldı
Sempozyumun ilk oturumunda Organ ve Doku Nakli Erzurum Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Abdullah Can, “Organ Bağışı, Nakli ve Beyin Ölümü” başlıklı sunumuyla katılımcılara bilgi verdi.
Organ naklinin, fonksiyonlarını kaybeden bir organın yerine sağlıklı bir organın cerrahi yöntemlerle nakledilmesiyle gerçekleştirilen bir tedavi yöntemi olduğunu belirten Can, organ naklinin birçok hasta için hayata tutunmanın tek yolu olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’de kamu, üniversite ve özel sağlık kuruluşları bünyesinde toplam 152 ruhsatlı organ nakli merkezinin bulunduğunu aktaran Can, organ naklinde canlı vericiler ve beyin ölümü gerçekleşmiş kişiler olmak üzere iki temel kaynak bulunduğunu ifade etti.
Sunumunda özellikle beyin ölümü kavramı üzerinde duran Can, beyin ölümünün koma ve bitkisel hayat gibi durumlarla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı.
Beyin ve beyin sapı fonksiyonlarının geri dönüşümsüz olarak kaybedilmesinin beyin ölümü olarak tanımlandığını belirten Can, bu kararın ilgili uzman hekimler tarafından belirli muayene ve testler sonucunda verildiğini anlattı.
Beyin ölümü gerçekleşen kişilerde, ileri yaşam desteği sayesinde kalbin bir süre daha çalışabileceğini belirten Can, bu durumun kişinin yeniden hayata dönebileceği anlamına gelmediğini söyledi. Organ bağışının her ölüm vakasında mümkün olmadığını, yalnızca yoğun bakımda beyin ölümü tespit edilen ve organları uygun durumda olan kişilerden organ alınabildiğini kaydetti.
Toplumda beyin ölümüyle ilgili yanlış bilgilerin bulunduğuna işaret eden Can, koma veya bitkisel hayat durumundaki kişilerin beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerle karıştırılmasının bilgi kirliliğine neden olduğunu ifade etti.
Organ bağışı sürecinde ailelerin bilgilendirilmesinin önemine de değinen Can, bağış kararının aileyle paylaşılmasının sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından önemli olduğunu belirtti. Organ bağışı sonrasında organların, ilgili nakil merkezlerinin uzman ekipleri tarafından cerrahi titizlik ve sterilizasyon kurallarına uygun şekilde alındığını, işlemin ardından kişinin naaşının ailesine insan onuruna uygun biçimde teslim edildiğini aktardı.
Organların nakil edilebilmesi için belirli süreler içerisinde alıcıya ulaştırılması gerektiğini vurgulayan Can, kalp ve akciğer gibi organlarda sürenin 4-6 saat, karaciğerde yaklaşık 12 saat, böbrekte ise 24 saate kadar çıkabildiğini ifade etti. Bu nedenle organ naklinin çok sayıda sağlık çalışanının koordinasyon içerisinde görev aldığı zamana karşı bir süreç olduğunu söyledi.
Türkiye’de 33 bini aşkın kişi organ nakli bekliyor
Türkiye’de organ nakli bekleyen hasta sayısına ilişkin verileri de paylaşan Can, 33 bine yakın kişinin organ nakli umuduyla yaşamını sürdürdüğünü belirtti.
Paylaştığı verilere göre Türkiye’de 26 binin üzerinde kişi böbrek, yaklaşık 2 bin 500 kişi karaciğer, 200’ün üzerinde kişi pankreas, 200’ün üzerinde kişi akciğer, yaklaşık 1570 kişi kalp ve 2 bin 200 civarında kişi kornea nakli bekliyor.
Her yıl binlerce kişinin uygun organ bulunamadığı için nakil beklerken hayatını kaybettiğini ifade eden Can, organ bağışının artırılmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Türkiye’de organ nakillerinin büyük bölümünün canlı vericilerden gerçekleştirildiğine dikkat çeken Can, kadavradan organ bağışı oranlarının artırılması gerektiğini söyledi.
Uluslararası verilerle karşılaştırma yapan Can, Türkiye’de milyon kişi başına düşen bağışçı sayısının düşük seviyelerde kaldığını belirterek, toplumsal farkındalığın artırılması çağrısında bulundu.
Organ bağışının önündeki engellerin başında önyargılar, dini kaygılar ve yanlış bilgilerin geldiğini kaydeden Can, insanların bu konudaki sorularına doğru kaynaklardan yanıt bulmasının önemine değindi.
Organ bağışının artık dijital platformlar üzerinden de yapılabildiğini hatırlatan Can, vatandaşların cep telefonları aracılığıyla kısa sürede bağışçı olma kararını kayıt altına alabileceklerini belirtti. Bağışçı olmanın organların mutlaka kullanılacağı anlamına gelmediğini de vurguladı.
Organ bağışının yalnızca bireysel bir karar olmadığını, toplumsal dayanışmanın önemli bir parçası olduğunu ifade eden Can, konuşmasını Kur’an-ı Kerim’in Mâide Suresi 32. ayetinde yer alan bir hayat kurtarmanın bütün insanlığı kurtarmakla eşdeğer olduğu mesajına dikkat çekerek tamamladı.

Artvin’de Organ Bağışı Çağrısı: “Bir Hayat Kurtarın”
Organ bağışının dini boyutu değerlendirildi
Sempozyumun ikinci oturumunda Artvin Müftüsü Ertuğran Mehmet Soylu, “Organ Bağışının Dini Boyutu” başlıklı sunumuyla katılımcılarla bir araya geldi.
Organ bağışının İslam dini açısından değerlendirilmesini ele alan Soylu, İslam dininin temel amaçlarından birinin insan hayatını korumak olduğunu belirtti.
Bir insanın hayatını kurtarmanın büyük bir değer taşıdığını ifade eden Soylu, organ naklinin Kur’an ve Sünnet’in genel ilkeleri, maslahat ve zaruret prensipleri çerçevesinde değerlendirildiğini söyledi.
Din İşleri Yüksek Kurulu kararları doğrultusunda belirlenen şartlara uyulması kaydıyla organ naklinin caiz ve tedavi kapsamında değerlendirildiğini aktaran Soylu, konunun dini açıdan doğru anlaşılmasının toplumdaki çekincelerin giderilmesine katkı sağlayacağını belirtti.
Beyin ölümünün tıbbi otoriteler tarafından tespit edilmesi durumunun dini açıdan değerlendirilmesine de değinen Soylu, organ naklinin insanın yeniden dirilişine engel oluşturmayacağını ifade etti.
Nakledilen organı kullanan kişinin işlediği günahlardan organın önceki sahibinin sorumlu tutulamayacağını belirten Soylu, bu konuda En'âm Suresi'nin 164. ayetinde yer alan “Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez” mesajını hatırlattı.
Organ bağışını “candan cana giden en güzel ve anlamlı sadaka” olarak nitelendiren Soylu, organ nakli bekleyen hastalara umut olmak için toplumun bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini vurguladı.
Soylu, konuşmasının sonunda organ bağışının toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli bir iyilik olduğunu belirterek, “Bir hayat kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir.” mesajını paylaştı.

Artvin’de Organ Bağışı Çağrısı: “Bir Hayat Kurtarın”
Hemşirelik öğrencilerinden organ bağışı farkındalığına vurgu
Sempozyumun üçüncü oturumunda Artvin Çoruh Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Toprak Gündüz, “Yaşamı Devretmek: Hemşire Öğrencilerin Gözüyle Organ Bağışı” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
Organ bağışının yalnızca tıbbi bir uygulama olmadığını, aynı zamanda insani ve etik bir sorumluluk taşıdığını belirten Gündüz, Türkiye’de 33 binden fazla kişinin organ nakli beklediğini hatırlattı.
Organ bağışı konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasında geleceğin sağlık çalışanlarına önemli görevler düştüğünü ifade eden Gündüz, hemşirelik öğrencilerinin akademisyenlerin ve Artvin Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşirelerin desteğiyle toplumun farklı kesimlerine yönelik bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirdiğini söyledi.
Üniversite bünyesinde düzenlenen stantlar, sempozyumlar, afiş çalışmaları ve bilgilendirici sunumların farkındalık oluşturma açısından önemli adımlar olduğunu dile getiren Gündüz, hemşirelik mesleğinin yaşamı korumak, sürdürmek ve onurlandırmak üzerine kurulu olduğunu belirtti.
Organ bağışı konusuyla ilk karşılaştığında bunun yalnızca tıbbi bir süreç olmadığını fark ettiğini anlatan Gündüz, “Bir insanın yaşamına dokunmak için illa yanında mı olmalıyım?” sorusunu kendisine yönelttiğini ifade etti. Organ bağışı sayesinde bazen bir imzanın, formun ya da beyanın başka bir insanın yaşamının devam etmesini sağlayabileceğini söyledi.
Toplumdaki yanlış inanışların temelinde çoğu zaman bilgi eksikliği ve korkunun bulunduğunu belirten Gündüz, “Bilgi, korkunun panzehiridir.” diyerek doğru bilgilendirmenin önemine dikkat çekti.
Gelecekte meslek hayatlarında hastanelerde, toplum sağlığı merkezlerinde ve medya aracılığıyla organ bağışına yönelik önyargıları bilimsel bilgilerle gidermeye çalışacaklarını ifade eden Gündüz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bir organ, yalnızca bir bedene değil; bir geleceğe, bir aileye, bir umuda can verir. Biz geleceğin hemşireleri olarak bu inancı yaşatmaya ve yaymaya kararlıyız.”
Organ bağışında toplumsal farkındalık çağrısı yapıldı
Organ bağışının tıbbi, dini ve toplumsal yönlerinin farklı başlıklar altında değerlendirildiği 2. Organ Bağışı Farkındalık Sempozyumu’nda, organ nakli bekleyen hastaların yaşam mücadelesine dikkat çekildi. Uzmanlar ve öğrenciler tarafından gerçekleştirilen sunumlarda, doğru bilginin yaygınlaştırılması, toplumdaki önyargıların giderilmesi ve organ bağışına yönelik duyarlılığın artırılması gerektiği vurgulandı.
“Bir Bağış, Bir Hayat, Sonsuz Umut” sloganıyla gerçekleştirilen sempozyum, organ bağışının bir insanın yaşamına yeniden tutunmasına vesile olabilecek önemli bir dayanışma örneği olduğu mesajıyla tamamlandı.

B0012Bcf 227C 43D8 A075 E45Beea62F00

Muhabir: AYŞE ÖZDER