Artvin’de yıllardır çözülemeyen sorunlar, her yağmurda, her heyelanda, her altyapı probleminde yeniden gündeme geliyor. Ancak sorunların çözümünden çok, kimin kimi eleştireceği tartışılıyor. Kentin ihtiyacı ise siyasi atışma değil; ortak akıl, sorumluluk ve somut hizmet.
Artvin siyasetinde son dönemde dikkat çeken tablo, kentin kronik sorunlarının çözümünden ziyade, bu sorunların siyasi polemik konusu haline gelmesi.
Kentte meydana gelen her olumsuzluk, bir süre sonra “kim sorumlu?” tartışmasına dönüşüyor. Bir siyasi yapı belediyeyi eleştirirken diğer taraf merkezi idareyi, başka bir taraf geçmiş dönemleri, bir başka taraf ise muhalefetin tutumunu gündeme getiriyor.
Sonuçta ise Artvin’in gerçek gündemi geri planda kalıyor.
Oysa Artvinlinin beklentisi son derece açık: Çöp sorunu çözülsün, altyapı güçlendirilsin, yollar güvenli hale gelsin, ulaşım sorunları giderilsin, otopark ve terminal gibi kronik meselelerde somut adımlar atılsın.
Bunların yerine siyasi aktörlerin birbirlerinin eksiklerini yakalamaya çalışması, kamuoyunda giderek daha fazla tepkiye neden oluyor.
Her Sorun, Siyasi Bir Atışma Konusuna Dönüşüyor
Son günlerde kentte etkili olan aşırı yağışların ardından yaşanan taşkınlar ve altyapı sorunları da bu siyasi yaklaşımın yeni örneği oldu.
Yağışın ardından belediyenin müdahalesi ve altyapının yeterliliği tartışılırken, yapılan açıklamalar kısa sürede karşılıklı siyasi suçlamalara dönüştü.
Bir taraf belediyeyi; çöp, otopark, terminal, kanalizasyon, mazgal ve yağmur suyu altyapısı üzerinden eleştirirken, diğer taraf ise bu eleştirilerin “siyasi fırsatçılık” olduğunu savundu.
Yıllardır heyelanlarla gündeme gelen Şavşat ve Yusufeli yolları, Rize’de meydana gelen sel olayları ve merkezi idarenin sorumluluk alanındaki sorunlar da tartışmanın parçası haline getirildi.
Böylece vatandaşın “Bu sorun nasıl çözülecek?” sorusu yine ikinci plana itildi.
Eleştiri Var, Özeleştiri Yok
Artvin siyasetinin en önemli problemlerinden biri belki de tam olarak burada ortaya çıkıyor:
Herkes karşı tarafın hatasını görüyor, ancak kendi sorumluluk alanına bakmak istemiyor.
Belediyeyi eleştirenler, belediyenin görev alanındaki eksiklikleri gündeme getiriyor. Ancak aynı eleştiriyi yapanların, kendi siyasi anlayışlarının veya destekledikleri yönetimlerin sorumluluk alanlarındaki sorunları aynı kararlılıkla gündeme getirip getirmediği de kamuoyunun takdirinde.
Benzer şekilde belediyeyi savunanlar, merkezi idarenin sorumluluğundaki yol, heyelan, ulaşım ve altyapı sorunlarını hatırlatıyor.
Peki Bütün Bunların Sonunda Kazanan Kim?
Kesin olan Artvin değil. Çünkü bir tarafın hatası, diğer tarafın hatasını ortadan kaldırmıyor.
Bir belediyenin eksik hizmeti, merkezi idarenin sorumluluğundaki eksiklikleri görünmez kılmadığı gibi; merkezi idarenin başarısız olduğu bir alan da belediyenin yapması gereken hizmetleri yapmaması için gerekçe olamaz.
Doğru, kimden gelirse gelsin doğru; yanlış, kim tarafından yapılırsa yapılsın yanlış olabilmeli.
Artık “Bizim Parti – Sizin Parti” Dilinden Çıkılmalı
Artvin’in bugün ihtiyacı olan şey yeni bir siyasi kavga değil. Kentte yaşayan vatandaş, hangi partinin hangi açıklamayı yaptığından çok, sorunların ne zaman çözüleceğini bilmek istiyor.
Yağmur yağdığında yollar neden su altında kalıyor? Hangi bölgelerde altyapı yetersiz? Hangi mazgalların ve yağmur suyu hatlarının yenilenmesi gerekiyor? Çöp sorunu neden kronik hale geliyor? Otopark problemi nasıl çözülecek? Terminal konusunda verilen sözlerin akıbeti ne? Şavşat ve Yusufeli yollarındaki heyelan riskleri konusunda hangi kalıcı tedbirler alınacak? Yeni Hastane Ne Zaman Yapılacak? Gibi. Bu soruların cevabı, siyasi tartışmalardan çok daha önemli.
Artvin’in Siyasetten Beklentisi Farklı
Artvinlinin artık siyasi polemiklerden yorulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü vatandaş, kimin daha sert açıklama yaptığını değil, kimin çözüm ürettiğini görmek istiyor.
Siyasi partilerden, belediyeden, milletvekillerinden, kamu kurumlarından ve sivil toplum kuruluşlarından beklenen; birbirlerinin açıklarını kollamak değil, Artvin’in ortak sorunları konusunda birlikte mücadele edebilmek. Bunun yolu da önce özeleştiriden geçiyor.
“Benim yaptığım doğru, karşı tarafın yaptığı yanlış” anlayışı yerine “Biz nerede eksik kaldık?” sorusu sorulabilirse Artvin kazanır.
Çünkü Artvin’in çöp sorunu da, altyapı sorunu da, ulaşım sorunu da, yollarındaki heyelan riski de parti ayrımı yapmıyor.
Yağmur yağdığında su, hangi partiye oy verildiğine bakmıyor. Heyelan olduğunda yolun kenarında hangi siyasi görüşün bulunduğunu sormuyor. Mağdur olan vatandaş da siyasi kimliğine göre mağdur olmuyor. O halde siyasetin de artık aynı olgunlukla hareket etmesi gerekiyor.
Artık Polemik Değil, Çözüm Zamanı
Artvin siyasetinin kendisine sorması gereken temel soru şu: Amaç gerçekten hizmet mi, yoksa siyasi polemiklerle gündemde kalmak mı?
Eğer amaç hizmetse; yapılan yanlış kim tarafından yapılırsa yapılsın söylenmeli, yapılan doğru kim tarafından yapılırsa yapılsın desteklenmeli.
Siyasi partiler de kendi geçmişleriyle yüzleşebilmeli. Ancak bütün bunlar yapılırken hedef, karşı tarafı siyasi olarak yıpratmak değil, Artvin’in sorunlarını çözmek olmalı.
Çünkü Artvin’in artık daha fazla siyasi polemiğe değil; daha fazla hizmete, daha fazla sorumluluğa, daha fazla şeffaflığa ve daha fazla ortak akla ihtiyacı var.
Ve belki de siyasetin bütün aktörlerinin kendisine sorması gereken en önemli soru şu: “Karşı tarafı ne kadar eleştirdim?” değil, “Artvin için ne yaptım?”





