Doğu Karadeniz’de yüzyıllardır sürdürülen atmacacılık geleneği, son yıllarda artan yasal düzenlemeler ve koruma politikaları nedeniyle yeniden tartışma konusu oldu. Bir yandan doğa koruma alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının açtığı davalar, diğer yandan bölgedeki atmacacıların sahada karşılaştıkları uygulamalar, konuyu hem hukuki hem de kültürel boyutlarıyla gündemin üst sıralarına taşıdı.
Anayasa’ya aykırılık iddiası
Doğa Derneği tarafından 2021 yılında açılan davada, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun bazı hükümlerinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülüyor. Dava dilekçesinde, kanunla av ve yaban hayvanları üzerinde Devlete “hüküm ve tasarruf” yetkisi tanındığı, bu yetkinin hayvanların yaşamlarına son verilmesine kadar varan sonuçlar doğurduğu savunuluyor.
Dernek, Anayasa’da yalnızca kıyılar ile tabii servetler ve kaynakların Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayıldığını, av ve yaban hayvanlarının ise bu kapsamda açık biçimde yer almadığını vurguluyor. Buna rağmen idarenin, yaban hayvanları üzerinde geniş ve belirsiz yetkiler kullandığı belirtilerek, bunun Anayasa’nın 6’ncı (egemenliğin kaynağı), 8’inci (yürütme yetkisi) ve 11’inci (Anayasa’nın bağlayıcılığı) maddelerine aykırılık oluşturduğu iddia ediliyor.
Dilekçede ayrıca, yaban hayvanlarının mülkiyetine ilişkin açık ve net bir hukuki çerçevenin bulunmadığına dikkat çekilerek; “av, avcı, avcılık, avlanma, avlak” gibi temel kavramların tanımlandığı ve idareye geniş yetkiler tanıyan çok sayıda maddenin iptali talep ediliyor.
Atmacacılardan uygulamalara tepki
Hukuki süreç devam ederken, Doğu Karadeniz’de atmacacılıkla uğraşanlar ve ilgili dernek temsilcileri de sahadaki uygulamalara yönelik tepkilerini dile getirdi. Yapılan açıklamalarda, atmacacılığın bölgenin kadim kültürünün önemli bir parçası olduğu, kuşaktan kuşağa aktarılan bir gelenek ve “atasporu” niteliği taşıdığı vurgulandı.
Özellikle kızıl sırtlı örümcek kuşuna yönelik düzenlemelerin ve denetimlerin, atmacacılık geleneğini doğrudan olumsuz etkilediği ifade edildi. Dernek başkanları, koruma politikalarının yalnızca biyolojik çeşitlilik açısından değil, aynı zamanda bölgenin somut olmayan kültürel mirası gözetilerek ele alınması gerektiğini savundu. Sahada karşılaşılan uygulamaların yeterince istişare edilmeden hayata geçirildiğini belirten atmacacılar, karar alma süreçlerinde yerel aktörlerin görüşlerine daha fazla yer verilmesini talep etti.
Siyasi temaslar ve beklenti
Edinilen bilgilere göre, konu Artvin AK Parti Milletvekili ve eski bakan Faruk Çelik’e de iletildi. Çelik’in, atmacacılar ve dernek temsilcileri tarafından aktarılan talepleri not aldığı, meselenin ilgili kurumlar nezdinde değerlendirilmesi için girişimlerde bulunacağını ve süreci yakından takip edeceğini ifade ettiği belirtildi.
Gözler yargı ve idarede
Önümüzdeki süreçte, yargı mercilerinin 4915 sayılı Kanun’a ilişkin anayasal değerlendirmeleri ile idari kurumların sahaya yönelik atacağı adımlar belirleyici olacak. Tartışmanın, bir yandan yaban hayatının korunması, diğer yandan Doğu Karadeniz’in yüzyıllardır süregelen atmacacılık geleneğinin yaşatılması arasında nasıl bir denge kurulacağı sorusunu yeniden gündeme getirdiği görülüyor.
Bu yönüyle mesele, yalnızca bölgesel bir uygulama tartışması olmanın ötesine geçerek, Türkiye’de doğa koruma politikaları ile kültürel mirasın birlikte nasıl ele alınması gerektiğine dair daha geniş bir tartışmanın da kapısını aralıyor.




