HOPA

“Eşit ve Özgür Yaşam İçin İsyandayız”

Hopa’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Feminist Gece Yürüyüşü gerçekleştirildi. Hopalı ve Kemalpaşalı kadınlar, eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam talebiyle sokaklara çıktı

Abone Ol

Saat 19.30’da Orta Hopa Mahallesi’nde Yasemin Eczanesi önünde başlayan yürüyüş, Hopa Parkı’nda sona erdi. Yürüyüşe katılan kadınlar, ellerinde dövizler taşıyarak sloganlar eşliğinde yürüdü.
Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında 8 Mart’ın, patriyarkaya ve kapitalist sömürüye karşı örgütlü direnişin simgesi olduğu vurgulandı. Açıklamada, geçmişten bugüne emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatını kaybeden işçi kadınların mücadelesinin selamlandığı ifade edildi.
Kadınlar açıklamalarında, dünyada ve Türkiye’de kadınların yoksulluk, savaş, şiddet ve eşitsizlikle karşı karşıya bırakıldığını belirterek dayanışma çağrısında bulundu. Erkek egemen sistemin kadınların yaşamlarını kuşattığı ifade edilen açıklamada, savaş, taciz ve tecavüze karşı mücadele vurgusu yapıldı.
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Erkek egemen kapitalist sistem tüm dünyada yoksullaştırmayla, savaşlarla, işgallerle hayatlarımızı kuşatıyor. Sınırsız güce sahip erkekler dünyanın bir ucundan diğer ucuna çocukları kaçırıp, istismar ediyor. Gerici rejimler kadınların hayatlarını, geleceğini, özgürlüğünü gasp ediyor. Savaş ve işgallerde kadınların bedenleri bir ganimet gibi görülüyor, intikam aracı nesnelere dönüştürülüyor. Bizler Filistin’den İran’a, Afganistan’dan Rojova’ya, Türkiye’den Suriye’ye emperyalizmin, siyonizmin, gerici rejimlerin saldırıları karşısında saç örgülerimiz gibi dayanışmayı örüyoruz. Sesimiz birbirimizin sesine karışıyor, dünyayı sarıyor. Bu ülkede kadın düşmanı politikalar hayatlarımıza kast ediyor. Aile yılı politikaları ile eşitsizliğin derinleştirilmesi ve cezasızlık politikaları sonucu erkek şiddeti her geçen gün daha da tırmanıyor. 6284 sayılı yasa uygulanmıyor. 25 Haziran 2021’de yürürlüğe giren ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi Türkiye Hükümeti tarafından onaylanmalı, etkin biçimde uygulanmalıdır. Her güne kadın cinayeti haberleri ile uyanıyoruz. Şüpheli kadın ölümleri artıyor. Kadınlar sokak ortasında ceplerinde uzaklaştırma kararı ile öldürülüyor. 24 saatte 6 kadının öldürülebildiği bir ülkede adeta bir yaşam savaşı veriyoruz. Katledilen, kaybedilen, şüpheli ölümlerinin üstü örtülen kız kardeşlerimizin isyanıyla buradayız.

“Aile yılı” diyerek kadınları yeniden evin duvarları arasına sıkıştırmak isteyenlere karşı söylüyoruz: Kadınların hayatı yalnızca aileden ibaret değildir. Emeğimiz, bedenimiz ve geleceğimiz üzerinde söz sahibi olmak istiyoruz. Eşitliğin olmadığı yerde “aile” değil, görünmez emek ve eşitsizlik vardır. Biz susmuyoruz: Kadınlar için özgürlük, eşitlik ve laik bir yaşam istiyoruz. Her geçen gün daha da yoksullaşırken emeğimiz üzerindeki sömürü de daha fazla artıyor. Kutsal aile yalanları ile ev içi emeğimiz daha fazla sömürülerek yoksulluğun yükü biz kadınların omuzlarına yıkılıyor. ‘Aile ve iş yaşamının uyumlaştırılması’ adı altında esnek, güvencesiz işlerde çalıştırılıyoruz. Emeğimizin karşılığı ücretleri alamıyoruz. Görünmeyen emeğimizi görünür kılmak için buradayız. Güvenceli iş güvenceli gelecek için isyandayız. Türkiye’de kadın işsizliği ve yoksulluk kız çocuklarını eğitimden koparırken; MESEM projeleri bu süreci "çocuk işçiliği" ile derinleştiriyor. 77 binden fazla kız çocuğunu ucuz iş gücü ve istismar riskine maruz bırakan, laik ve bilimsel eğitimden uzak bu sistemden derhal vazgeçilmelidir. Tüm çocuklar için eşit, nitelikli ve güvenli eğitim hakkı güvence altına alınmalıdır. LGBTİ+lara yönelik nefret yasası, yargı paketleri ile ısıtılıp ısıtılıp önümüze koyuluyor. Aile değerleri adı altında LGBTİ+’lara yönelik nefret körükleniyor. Translar işsizliğe, yoksulluğa mahkum ediliyor; barınma ve sağlık hakları gasp ediliyor. Trans intiharları artıyor. Cinsel kimliklerimize, yönelimlerimize, varoluşlarımıza yönelik saldırılar karşısında ‘alışın buradayız’ diyerek tüm renklerimizle sokaktayız. Kadın düşmanlığı, LGBTİ+ düşmanlığı, erkek şiddeti dinci gericilik ile meşrulaştırılıyor. Diyanet fetvalarıyla yaşamlarımız, bedenimiz, özgürlüğümüz hedef alınıyor. Tarikatların, cemaatlerin işlediği suçların üstü örtülüyor. Tarikat, aile, devlet üçgeninde katledilen Narin’e ne olduğu hala gün yüzüne çıkmamışken, 8 Mart’a günler kala yine tarikat aile devlet üçgeninde Fatmanur Çelik ve kızı HifaNur’u kaybettik. Öfkeliyiz, isyandayız. Hayatlarımızı kuşatan, hayatlarımızı yok eden dinci gericilik karşısında laiklik bayrağını yükselteceğiz. Laiklik; kadınların özgür yaşayabilmesi için gereklidir.
Laiklik; bedenimiz ve hayatımız üzerindeki denetimi reddetmek için gereklidir.
Laiklik; eşit yurttaşlık ve özgür kadınlar için gereklidir. Laiklik; kadınların yaşamını dogmalardan değil haklardan yana kurmak için gereklidir. Hayatlarımızdan, varoluşlarımızdan, özgürlüğümüzden vazgeçmiyoruz. Bizi susturmaya, itaat etmeye zorlayanların karşısına en isyankar, en itaatsiz halimizle dikiliyoruz. Ellerimiz ve sesimiz birleşiyor, isyanımızın sesi sarıyor dünyayı. Dünyanın tüm sokaklarında her bir dilden haykırıyoruz.”