Ellerinde Türk ve Filistin bayrakları taşıyan vatandaşlar, sloganlar eşliğinde İsrail saldırılarının durdurulması çağrısında bulundu. Program kapsamında Memur-Sen Arhavi İlçe Temsilcisi Nasır Önder tarafından basın açıklaması yapıldı.
Önder, Gazze’de yaşananların insanlık vicdanını yaraladığını belirterek, bölgede sivillerin hedef alındığını, çocukların öldürüldüğünü, hastanelerin bombalandığını ve insanların temel yaşam ihtiyaçlarından mahrum bırakıldığını ifade etti. Yaşananların artık tartışmasız bir insanlık suçu olduğunu savunan Önder, uluslararası toplumun sessizliğini eleştirdi.
İsrail’in saldırılarının yalnızca Filistin ile sınırlı kalmadığını öne süren Önder, “Gazze’de yaşanan vahşet yetmezmiş gibi bugün Lübnan bombalanmakta, Lübnan toprakları hedef alınmakta, Suriye’nin egemenliği hiçe sayılarak saldırılar düzenlenmekte, bölge sürekli ateş çemberine çevrilmektedir. İsrail’in saldırgan politikaları yalnızca Filistin’i değil, bütün Ortadoğu’yu tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. İran’a yönelik saldırılar ve bölgeyi daha büyük bir savaşa sürükleme girişimleri de açıkça göstermektedir ki; bu saldırganlık sadece bir güvenlik meselesi değil, kontrolsüz bir yayılmacılık anlayışıdır. Uluslararası hukuku tanımayan, hiçbir anlaşmayı dikkate almayan bu anlayış, dünyayı yeni felaketlere sürüklemektedir be ne yazık ki bütün bunlar dünyanın en güçlü devletlerinin desteği ve sessizliği altında yapılmaktadır. Başta ABD olmak üzere bazı Batılı devletler; yıllardır İsrail’e verdikleri siyasi, ekonomik ve askeri destekle bu zulmün suç ortakları haline gelmiştir. İnsan haklarından bahsedenler, Gazze’de öldürülen çocuklar karşısında sessizdir. Özgürlük söylemleri yapanlar, Filistin halkının yaşam hakkını görmezden gelmektedir. Bu çifte standart artık bütün insanlığın vicdanını yaralamaktadır.
Demokrasi ve insan hakları kavramlarının, güçlülerin çıkarına göre kullanıldığı bir düzenin samimiyeti kalmamıştır. Bugün burada sadece Filistinli kardeşlerimiz için değil; dünyanın neresinde zulüm varsa ona karşı ses olmak için bulunuyoruz. Doğu Türkistan’da yıllardır kimliği, dili, dini ve kültürü baskı altına alınan Uygur Türkü kardeşlerimizin acısını da unutmadığımızı buradan ilan ediyoruz. İnancından dolayı baskıya uğrayan, özgürlüğü elinden alınan, kamplarda ve ağır baskılar altında yaşamaya zorlanan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin sesi de olmak zorundayız. Mazlumun coğrafyası farklı olabilir; Ama zulmün rengi her yerde aynıdır. Gazze’de akan gözyaşı da aynıdır, Doğu Türkistan’da yükselen feryat da aynıdır. Bizler; Kimden gelirse gelsin zulmün karşısında, mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz. Bugün ayrıca Filistin halkına insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Sumud Filosuna destek verdiğimizi güçlü şekilde ifade ediyoruz. İçerisinde vicdan sahibi insanların bulunduğu yardım gemilerini tehdit etmek, engellemek ve baskı altına almak insanlığın ortak vicdanına saldırıdır. Buradan bütün dünyaya çağrıda bulunuyoruz: Gazze’deki abluka derhal kaldırılmalıdır! Katliamlar durdurulmalıdır! Sivilleri hedef alan saldırılar son bulmalıdır! Uluslararası kurumlar artık sessizliği bırakmalı ve somut adım atmalıdır!
Bugün susanlar, yarın tarihin önünde hesap verecektir. Çünkü zulme sessiz kalanlar, zalimin suçuna ortak olur. Biz susmayacağız! Biz korkmayacağız Mazlumların sesi olmaya devam edeceğiz!
Kahrolsun işgal! Kahrolsun soykırım ve zulüm politikaları! Yaşasın insanlık vicdanı!
Yaşasın özgür Filistin! Yaşasın mazlum halkların direnişi!“