Ali Nihat Gökyiğit Kongre ve Kültür Merkezinde yapılan panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.

Moderatörlüğünü AÇÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi İlknur Yeniçeri’nin yaptığı panelde, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddetle mücadelede eğitim ortamlarının önemi, kadına yönelik şiddetle mücadelenin hukuki boyutları ve kadına yönelik şiddetle mücadelede sosyal hizmet uygulamaları hakkında konuşmalar yapıldı.

Kadına yönelik şiddetle mücadele-1

Açılış konuşmalarının ardından Panelist AÇÜ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Seda Ertürk, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yaptığı konuşmada, “Eşitlik yaklaşımını sadece erkek normlarının egemenliği ya da kadınlarını dışlanmışlığı değil dünyanın toplumsal cinsiyetli oluşu da sorunsallaştırılmıştır. Önerilen çözüm noktasında da eşitlik mi yoksa farklılık mı ikileminin ötesine geçerek politik söylemi bir yapı söküme uğratma ve çeşitlilik politikalarının benimsenmesi esastır. Dönüştürücü eşlik yaklaşımının stratejisine de şöyle bir baktığımızda toplumsal cinsiyeti ana akımlaştırmadır. Toplumsal cinsiyetin ana akımlaştırılması toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik anlayış ve eylemlerin bütün ana akım politik alanlarında genişletilmesidir. Peki, bizlerin statülerimizde bağımsız olarak ya da cinsiyetlerimizde bağımsız olarak ne yaparsak konuya ilişkin hangi uygulamaları unsurları göz önünde bulundurursak bu konuya katkıda bulunmuş oluruz derseniz bunları 5 madde altında topladık. Birinci maddemiz şuydu, doğumdan yetişkinliğe kadar toplumsal cinsiyet normlarının, çocukların yaşamları boyunca onları nasıl etkilediğini anlamamız gerekmektedir. Sadece kız çocuğunun değil, erkek çocuklarının da kafamızda onlara biçtiğimiz rollerin ve beklentilerimizin aslında onların hayatının akışını nasıl yönlendirdiğini değiştirdiğini ya da sınırlandırıldığını anlamamız gerekmektedir. İkincisi, kız çocuklarını ve genç kadınları kendilerini etkileyen kararlar konusunda güçlendirmemiz ve onların bilgilerine, becerilerine, kendilerine güvenmeleri noktasında onları teşvik etmemizdir. Bir diğeri de gerçek bir toplumsal cinsiyet dönüştürücü yaklaşım için oğlan çocukları genç ve yetişkin erkekleri de biz desteklemeliyiz. Toplumsal cinsiyet eşitliğine teşvik etmeli ve onlar için anlamlı sonuçlar elde edebilecek çalışmalar ortaya koymalıyız. Çünkü aslında topluma baktığımız zaman her ne kadar kadınlar mağdur gibi görünüyor olsa da erkeklere de verilen sorumluluklar gerçekten bazen çok ağırdır. Yani bu sadece kadınları değil erkekleri de etkileyen bir konudur. Bu noktada farkındalığı olan erkeklerin ya da oğlan çocuklarının da bu konuyu biliyor olması ve teşvik edilmesi aslında onların da hayatına katkıda bulunacaktır. Dördüncü önerimiz şuydu, ihtiyaçlarını ve çıkarlarını belirlerken ve bunlara yanıt verirken kız çocukları, oğlan çocukları çeşitlilikleri ile dikkate almamız gerekiyor ve son olarak da kız çocuklarının ve kadınlarının hem koşullarını iyileştirmeliyiz hem de bundan daha önemli olarak çalışmalarımızı onların toplumsal konumlarını iyileştirme noktasında odaklanmalıyız diyebilirim.” dedi.

Artvin il Milli Eğitim Müdürlüğü Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Devrim Özbayrak ise kadına yönelik şiddetle mücadelede eğitim ortamlarının önemine ilişkin konuşma yaptı.

Artvin Baro Başkanı Avukat Ayla Varan ise kadına yönelik şiddetle mücadelenin hukuki boyutlarını ele alarak, baro olarak yaptıkları adli yardım projesine değindi.

Varan konuşmasında şunları kaydetti: “Kadın konusunda ne zaman bir konuşma yapmam gerekse ne yazık ki ilk önce kadının yaşama hakkıyla ilgili konuşmaya girmen gerektiğini hissediyorum. Çünkü Türkiye’de gerçekten ciddiye alınacak ölçüde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayeti var ne yazık ki. Gönül ister ki kadın konuşulurken kadın cinayetiyle ilgili bir gündemimiz olmasa, kadının yaşama hakkını tartışıyor olmasak da kadının ekonomik hakları, siyasi hakları, toplumda var olma mücadelesinde erkeklerle eşit koşullarda var olması gereken alanları konuşuyor olabilsek keşke.

Biz yargıladığımız insanların aslında alacağı cezaların bir miktar caydırıcı olmasını istiyoruz, temenni ediyoruz. Uygulayıcılarından bunu bekliyoruz. Ben bir hukukçu olarak birçok meslektaşım da aynı fikirde kadına yönelik şiddetin aslında önleyici ve koruyucu tedbirlerle şiddet vakası gündeme gelmeden neler yapılabileceğini aslında konuşmamız ve bu şekilde devletin politikasının bir ortam hazırlama yönünde olması gerek. Koruyucu önlemlerimiz uygun ve yeterli olursa kadına yönelik şiddet olmayacaktır. Olay meydana gelmeden koruyucu ve önleyici tedbirlerimizi uygulayabilirseniz o zaman bir miktar sorunu çözmüş olursunuz.

Baroların özellikle kadına yönelik, fiziksel ya da psikolojik şiddet mağdurlarına ücretsiz avukat verme uygulaması olan adli yardım projemiz var. Aslında adli yardım projesinin kapsamı sadece kadınlar değil elbette ama üzülerek söylüyorum ne yazık ki kadın ülkemizde dezavantajlı grup olarak sınıflandırılıyor. Bir meslektaşımızı sisteme göre görevlendiriyoruz ücretsiz hukuk desteği veriyoruz. Kadına hukuk desteğini ücretsiz sağlıyoruz. Masraf da ödemiyor kadın çünkü harçlar tebligatlar artık ülkemizde, adalete ulaşım çok ucuz kolay erişilebilir bir şey değil lüks bazı kesimlere göre. Belli kriterleri taşıyan kişilere önemli derecesine göre ücretsiz hukuk desteği veriyoruz.”

Artvin Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Müdürü Gamze Özay ise kadına yönelik şiddetle mücadelede sosyal hizmet uygulamaları hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

Milli Teknoloji Hamlesi Yolunda Yapılacak Faaliyetler Milli Teknoloji Hamlesi Yolunda Yapılacak Faaliyetler

Özay, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi kanunu hakkında açıklamalarda bulunarak, koruyucu ve önleyici tedbirlerden bahsederek, “6284 sayılı kan evli olmayan bireyleri de kapsar. Şiddet uygulayan kişi tanımını genişletir. Üçüncüsü, fiziksel şiddetin dışında diğer şiddet türlerinden de bahseder. Önleyici ve koruyucu tedbirlere de yer verir. Yasal mevzuat kadına karşı şiddetin önlenmesinde çok önemli ama tek başına yeterli değil. Çünkü yasal mevzuatın etkin uygulanabilmesi için gerekli kurumsal mekanizmalar var. Uygulayıcı kurumların işini doğru zamanında eksiksiz yapabilmesi gerekiyor ki biz kadına şiddete karşı durabilelim ya da toplumsal farkındalığının artması gerekiyor ki bizim gerek yasalara gerekli kurumlara olan ihtiyacımız azalsın ve daha dengeli daha düzenli bir toplum olabilelim. Kanunun içeriğindeki koruyucu ve önleyici tedbirler var. Bu tedbirleri, koruyucu tedbirler ve önleyici tedbirler diye ikiye ayırabiliriz. Kanunda açıkça 20 maddede şöyle bir hüküm var, koruyucu tedbir kararları uygulanırken, belge ve delil aranmaz. Yani önleyici tedbir kararında belge bedel aranabilir ama koruyucu tedbir kararlarında belge delil aranamaz. Önleyici tedbir kararında belge ve delil aranmaksızın kolluk amirleri, mülki amirlerin ya da hakimlerin kanaatiyle verilebilir. Ama eğer tedbir ihlali olduğu bildirilirse zorlama hapsinin uygulanması noktasında kanıt aranabilir.” diye konuştu.

Editör: HİKMET BAŞAR