Öğrencilerin anaokulu ve ilkokul yıllarında en çok karşılaştığı problemler ise büyüme dönemi ağrıları oluyor. Liseye geçiş döneminde ise öğrencilerde ders çalışma saatlerinin yoğun oluşu ve sınav stresi gibi faktörler postüral bozukluklara yol açıp özellikle sırt boyun ve bel ağrılarını tetiklemektedir. Üniversite dönemindeyse daha önceki yıllardan kalan postüral bozukluklar ağrının temel sebebi olmaktadır. Bu durumlara ek olarak üniversite yılları akademik açıdan daha yoğun bir tempo içerdiği için fiziki aktivite düzeyi azalıp kişi sedanterliğe yönelmektedir.

Öğrencilerin anaokulundan üniversiteye kadar sağlık açısından yaşadığı problemler üzerinde duran Fizyoterapist Berkant Ketenci, “Öğrencilik yıllarımız aklımıza geldiğinde acısıyla tatlısıyla bir sürü anımız aklımıza gelerek hepimizin yüzünde bir tebessüm oluşturur. Bugün odaklanmak istediğim bu anılardan ziyade öğrencilik dönemimizde karşılaştığımız fiziki problemler olacaktır” dedi

Anaokulu ve ilkokul yıllarında öğrencilerin en çok problemleri büyüme dönemi ağrıları olduğunu belirten Ketenci, “Bazen kas gelişimi ve kemik gelişimi birbirini orantılı bir şekilde takip edemediği için bu tip ağrılarla sıkça karşılaşmaktayız ya da benzer şekilde kemiklerin büyüme bölgelerinde çokça bu tip ağrılar ile karşılaşmaktayız. Bu ağrılara ek olarak o dönem çocuklar oyun ve keşif yapmaya açık olduğu için çokça travmaya da maruz kalmaktadır. Düşmeler bu travmaya bağlı ağrıların başında gelmektedir. Ayrıca bilinçsizce spora yönlendirmekte travmalara sebebiyet verebilmektedir” ifadelerini kullandı.

Bu dönem ağrıları lise çağlarında da olabildiğini belirten Ketenci, “Liseye geçiş dönemi öğrencilerde ders çalışma saatlerinin yoğun oluşu ve sınav stresi gibi faktörler postüral bozukluklara yol açıp özellikle sırt boyun ve bel ağrılarını tetiklemektedir. Yine ortaokul ve lise dönemi öğrencileri ergenlik süreci kaynaklı vücutlarında gelişen bir takım değişikliklere beraber ğostüral ağrılara açık hale gelmektedir. Örneğin kız çocuklarında ergenlikle birlikte meme büyümesi boyunda düzleşmeye ve sırtta kamburlaşmaya yol açıp ağrıya sebep olabilmektedir. Ayrıca yine özellikle kız çocuklarında ergenlik dönemiyle birlikte yukarıda bahsettiğim sebeplere bağlı skolyoza yatkınlık göze çarpmaktadır. Kız ve erkek çocukların ger ikisinde de skolyoz bu yaşlarda gözlemlenirken koz çocuklarında erkek çocuklara göre daha fazla göze çarpmaktadır. Uzun ders çalışma saatleri, uygun olmayan ders çalışma pozisyonları, ağır ve tek kolda taşınan çantalar vs gibi etkenler skolyozu daha da tetiklemektedir” dedi.

Üniversite dönemindeyse daha önceki yıllardan kalan postüral bozukluklar ağrının temel sebebi olduğunu belirten Ketenci, “Bu durumlara ek olarak üniversite yılları akademik açıdan daha yoğun bir tempo içerdiği için fiziki aktivite düzeyi azalıp kişi sedanterliğe yönelmektedir. Bu durum da yine postüral bozuklukları tetikleyip ağrıları artırmaktadır” ifadelerini kullandı.

Uzmanından "Migreni İhmal Etmeyin" Uyarısı Uzmanından "Migreni İhmal Etmeyin" Uyarısı

Ketenci yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

“Özetle ilkokuldan tutun da üniversite ve daha ileri eğitim düzeylerine kadar her öğrenci grubu bir takım fiziki problemler ile boğuşmak durumunda kalmaktadır. Tüm bu durumlar kişinin biyopsikososyal yapısını olumsuz etkileyip akademik başarısını düşürebilmektedir. Bu gibi bir durum varlığında vakit kaybetmeksizin uzman bir hekim veya fizyoterapiste danışılıp detaylı bir muayenenin ardından gerekli rehabilitasyon programına başlanmalıdır.

Bizler fizyoterapistler olarak bu tip durumlara yönelik detaylı bir postüral değerlendirmeyi takiben kişinin ihtiyaçlarına yönelik uygun manuel terapi teknikleri ile değerlendirmede saptadığımız mekanik problemleri bertaraf etmeyi amaçlıyoruz. Ayrıca elde ettiğimiz kazanımların korunması için yine kişinin ihtiyaçlarına göre ona özel egzersiz programları tanımlıyoruz.

Geleceğimizin mimarı sevgili öğrencilerimizin bu tip problemler ile karşılaşmadan akademik kariyerlerini sürdürmeleri en büyük temennimizdir.

Detaylı bilgi ve değerlendirme için ofisimi ziyaret edebilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim.”

Ali Eray ÇELİK

Editör: HİKMET BAŞAR