Artvin’de Cumhuriyet Coşkusu Fener Alayıyla Taçlandı
Artvin’de Cumhuriyet Coşkusu Fener Alayıyla Taçlandı
İçeriği Görüntüle

Doğal kaynakların hızla tüketilmesi üzerinden kalkınma anlayışını eleştiren Kurdoğlu, “Bir ülke, yoksulluğun ve geri kalmışlığın panzehiri olarak doğal kaynaklarını görüp bunları hızla yok ederek para kazanmayı düşünüyorsa bu çok yanlış bir politikadır” dedi.
KTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada Artvin’in doğal zenginliklerinin korunması, yerel üretimin geliştirilmesi ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Artvin’in coğrafi yapısı, yaylaları, tarım ve hayvancılık potansiyeliyle önemli fırsatlar barındırdığını belirten Kurdoğlu, bu potansiyelin doğru planlama ve bilimsel yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Artvin’in yalnızca doğal güzellikleriyle değil, üretim imkânlarıyla da önemli bir coğrafya olduğunu dile getiren Kurdoğlu, yaylalarda yaşamın devam etmesinin büyük bir şans olduğunu söyledi. Artvin ve Rize yaylalarının tarım, hayvancılık ve kırsal kalkınma açısından önemli olanaklar sunduğunu belirten Kurdoğlu, ekonomik gelir elde etmek ve geleceğe yatırım yapmak için yerel üretimin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
“Madencilik Yapıyorsak Orayı Tarumar Ediyoruz”
Artvin’de doğal kaynakların kullanımı ile korunması arasındaki dengenin kurulamadığını belirten Kurdoğlu, madencilik ve turizm yatırımlarının doğa üzerindeki etkilerini eleştirdi.
Kurdoğlu, “Bütün mesele şudur: Koruyarak kullanma dengesini bir türlü oturtamadık. Madencilik yapıyorsak orayı tarumar ediyoruz. Turizm yatırımı yapıyoruz, orası turizm alanı olmaktan çıkıyor. Bu yanlış. Bu alanların büyük çoğunluğunun, neredeyse tamamının koruma altına alınması lazım. Artvin bütünüyle bir doğa müzesi olmalı” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki hayvancılığın korunmasının yalnızca üretim açısından değil, geçimini bu faaliyetlerden sağlayan insanlar açısından da önemli olduğunu belirten Kurdoğlu, ormancılık ve balıkçılık faaliyetlerinin yerel halkın yararını gözeten planlarla yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Özellikle çiftlik balıkçılığının yerel halkın da içinde bulunduğu bir planlama anlayışıyla ele alınmasını isteyen Kurdoğlu, turizmin de yerel üretimi artıracak şekilde geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Bu noktada kırsal turizm ve ekoturizmin önemine işaret etti.
Yerel Üretim Ve Gastronomi Turizmi Geliştirilmeli
Ekoturizmin temel girdisinin yerel üretim olduğunu vurgulayan Kurdoğlu, Artvin’in yöresel ürünlerinin turizm faaliyetleriyle buluşturulması gerektiğini ifade etti.
Bölgede üretilen mısır, arpa, buğday ve zeytinin yanı sıra et, süt ve yağ gibi hayvancılık ürünlerinin yerelde değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Kurdoğlu, ürünlerin bölgede tüketilmesinin hem ekolojik açıdan hem de ekonomik kazancın yerelde kalması bakımından avantaj sağlayacağını belirtti.
Yüksek rakımlı yaylalarda dışarıdan getirilen ürünlerin satılması yerine yöresel ürünlerin üretilip değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Kurdoğlu, kara üzüm şırası, kiraz şurubu, armut pekmezi ve hurma kümesi gibi geleneksel ürünlerin ekonomik değere dönüştürülebileceğini dile getirdi.
Gastronominin günümüzde turizmin önemli gelir kaynaklarından biri haline geldiğini belirten Kurdoğlu, yerel lezzetlerin tanıtılması ve turizmle buluşturulmasının bölge ekonomisine katkı sağlayacağını kaydetti.
Çay üretiminin yapıldığı bölgelerde fabrikaların kapanmasına da değinen Kurdoğlu, butik işletmeler aracılığıyla kaliteli çay üretiminin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Yaylalarda üretilen süt ürünleri ve yöresel peynir çeşitlerinin de daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kurdoğlu, bölgenin üretim potansiyelinin yeterince ekonomiye kazandırılamadığını ifade etti.
Kurdoğlu, doğal kaynakların iyi yönetilmesi, üretimin örgütlenmesi ve ardından ürünlerin etkili şekilde tanıtılması gerektiğini belirterek, henüz planlanmamış alanlarda tanıtım faaliyetlerine girişilmesinin turizmi çevre üzerinde büyük bir yük haline getirebileceği uyarısında bulundu.
“Atalık Tohumlar Ve Geleneksel Üretim Korunmalı”
Artvin’de geleneksel tarım yöntemlerinin ve atalık tohumların korunarak üretimin artırılması gerektiğini belirten Kurdoğlu, küçük ölçekli üretim faaliyetlerinin doğal yapıyı koruyarak sürdürülebileceğini söyledi.
Daha düşük rakımlı ve yerleşimlerin yoğun olduğu bölgelerde modern tekniklerden de yararlanılabileceğini ifade eden Kurdoğlu, burada önemli olanın üretim yöntemlerinin ekolojik temellere dayanması olduğunu vurguladı.
Ürünlerin kurutulması, taşınması ve paketlenmesi gibi aşamalarda modern tekniklerin kullanılabileceğini belirten Kurdoğlu, üzüm, erik, elma ve armut gibi doğada yetişen meyvelerin üretiminde geleneksel yöntemlerin sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi. Kurdoğlu, Artvin’de meyveciliğin geleneksel üretim anlayışıyla korunmasının önemine dikkat çekti.
Su Kaynakları Ve Doğal Alanlar Korunmalı
Turizmin katma değeri yüksek bir sektör olduğunu ancak doğru planlanmadığında doğal alanlar üzerinde ciddi bir çevre yükü oluşturabileceğini belirten Kurdoğlu, Artvin’de kalkınma politikalarının doğal kaynakları tüketmek üzerine kurulmaması gerektiğini söyledi.
Turizmin doğal kaynak yönetimi temelinde planlanması halinde doğaya zarar vermeden ekonomik fayda sağlanabileceğini ifade eden Kurdoğlu, su kaynaklarının da mutlaka korunması gerektiğini vurguladı.
Kurdoğlu, “Bir ülke, yoksulluğun ve geri kalmışlığın panzehiri olarak doğal kaynaklarını görüp bunları hızla yok ederek para kazanmayı düşünüyorsa bu çok yanlış bir politikadır. Böyle bir politika hem doğamızın hem de ülkenin bütün varlıklarının çökmesine yol açar. Bizler koruyarak kullanmayı ve akılcı toprak kullanımını hayata geçirmek zorundayız. Su kaynaklarımızı da mutlaka korumalıyız. Aksi takdirde, yasal olarak ne yaparsak yapalım bu alanları koruyamayız” dedi.
Yasal düzenlemelerin bilimsel bilgi ve teknik veriler ışığında hazırlanması gerektiğini belirten Kurdoğlu, Meclis’te çıkarılan yasaların dağların başındaki etkisinin çoğu zaman sermayeden yana olduğunu savundu. Kurdoğlu, doğal alanların korunmasına yönelik politikalarda köylülerin, doğanın ve bölgede yaşayan canlıların haklarının gözetilmesi gerektiğini ifade etti.

Muhabir: İlknur Aylin YILMAZ