Artvin Çoruh Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Artvin Dil, Tarih, Kültür ve Medeniyet Sempozyumu’nda Artvin’in binlerce yıllık tarihsel geçmişi, çok dilli yapısı, geleneksel yaşam kültürü ve kültürel mirası bilimsel çalışmalar ışığında değerlendirildi. Türkiye ve yurt dışından akademisyenlerin katıldığı sempozyumda, Artvin’in kültürel hafızasının korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemi vurgulandı.
Artvin Çoruh Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Artvin Dil, Tarih, Kültür ve Medeniyet Sempozyumu, Nihat Gökyiğit Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Artvin’in tarihsel ve kültürel birikimini farklı disiplinler üzerinden ele almak amacıyla düzenlenen sempozyumda coğrafya, iklim, mimari, dil ve edebiyat başta olmak üzere kentin geçmişine ışık tutan konular masaya yatırıldı.

Sempozyuma Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Gürcü Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Mükerrem Öztürk, Artvinli araştırmacı yazar Taner Artvinli ve akademisyenler katıldı. Panelde Artvin’in tarihsel gelişimi, coğrafi özelliklerinin toplumsal yaşama etkileri, bölgede konuşulan diller ve yazılı kültür mirası üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.

Rektör Aydın: "Artvin'in bir hafızasını ortaya çıkaracağız"
Programda konuşan Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Aydın, üniversitede katılımcı yönetim anlayışını benimsediklerini ve kurumsal çalışma barışının başarıyı beraberinde getirdiğini söyledi.
Üniversitenin uluslararası iş birliklerine ve bilimsel faaliyetlerine değinen Aydın, kısa süre içerisinde çok sayıda uluslararası sempozyum gerçekleştirdiklerini belirtti. Üniversitenin uluslararası eğitim fuarlarında temsil edildiğini ve farklı üniversitelerle iş birliği anlaşmaları yapıldığını ifade eden Aydın, kapasite geliştirme projesi kapsamında Türkiye'nin ilk sekiz üniversitesi arasında yer aldıklarını kaydetti.
KOP31 çalışmaları kapsamında 17 projeyle katılım sağlayacaklarını belirten Aydın, üniversitenin 23 projeyle başvuru yaptığını ifade ederek, elde edilen başarıların ortak çalışma kültürünün sonucu olduğunu dile getirdi.
Artvin’in nüfus ve imkân bakımından küçük bir şehir olmasının büyük hedefler ortaya koymaya engel olmadığını vurgulayan Aydın, üniversitelerin bulundukları şehre yön vermesi gerektiğine dikkat çekti.
Aydın, sempozyumun önemine ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye'nin ve dünyanın farklı yerlerinden gelen bilim insanlarının Artvin'in tarihini, kültürünü ve geçmişini ele alacağını belirterek, "Bu çalışmalarla Artvin'in bir hafızasını ortaya çıkaracağız. Bu nedenle bilimsel çalışmalar çok çok önemli." ifadelerini kullandı.

Artvin'in yazılı kültür mirası ve Gürcüce kaynaklar değerlendirildi
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Gürcü Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Mükerrem Öztürk, Gürcü dili ve edebiyatı alanındaki çalışmaların Artvin’in kültür tarihinin araştırılmasına önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
Bölgeyle ilişkili tarihî yazmaların ve edebî kaynakların doğru okunması, incelenmesi ve Türkçeye kazandırılmasının önemine değinen Öztürk, bu kaynakların güvenilir açıklamalarla tanıtılmasının araştırmacılar ve öğrenciler açısından önemli bir kazanım olacağını söyledi.
Konuşmasında Merçule anlatısı, Parhal İncili ve Tbeti nüshası gibi tarihî örneklere değinen Öztürk, bu eserlerin Artvin’in yazılı kültür tarihine ışık tuttuğunu belirtti. Özellikle Şatberdi'den Yusufeli'ne uzanan kültürel ilişkilerin ve Şavşat'ın yazılı kültür geçmişinin tarihî metinler üzerinden daha kapsamlı araştırılabileceğini ifade etti.
Öztürk, açıklamalı Türkçe çevirilerin hazırlanmasının bölgenin kültür tarihine ilişkin bilgi birikimini genişleteceğini kaydetti.

Prof. Dr. Köroğlu: "Artvin'in coğrafyası kültürel çeşitliliği korudu"
Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu ise Artvin’in tarihsel gelişimini coğrafi koşullar üzerinden değerlendirdi. Bölgenin sarp ve ulaşımı zor coğrafi yapısının tarih boyunca büyük orduların ve geniş nüfus hareketlerinin bölgeye ulaşmasını güçleştirdiğini belirten Köroğlu, Artvin’in tarihsel süreçte büyük ölçüde kendi kendine yeten küçük yerleşimlerden oluştuğunu ifade etti.
Bölgedeki toplulukların tarih öncesi dönemlerden itibaren yaylak ve kışlaklar arasında hareket ettiğini belirten Köroğlu, coğrafi koşulların büyük kentlerin oluşumunu da sınırlandırdığını dile getirdi.
Artvin’in farklı iklim özelliklerinin bitki örtüsünü, mimarisini ve yaşam biçimini zenginleştirdiğine dikkat çeken Köroğlu, özellikle Aşağı Çoruh Havzası'nın dış dünyaya kapalı yapısının bölgede endemik bitki ve meyvelerin gelişmesine imkân sağladığını söyledi.
Türk, Laz, Gürcü ve Hemşin kültürlerinin farklı havzalarda geleneksel özelliklerini koruyabildiğini belirten Köroğlu, Artvin’in tarihine ilişkin geleneksel kültür varlıklarının hassasiyetle belgelenmesi ve etnoarkeolojik çalışmaların yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Taner Artvinli, Artvin'in çok dilli yapısını anlattı
Artvinli araştırmacı yazar Taner Artvinli, konuşmasında kentin dil zenginliğine ve ağız özelliklerine ilişkin kapsamlı bilgiler paylaştı.
Artvin genelinde Türkçenin yanı sıra Gürcüce, Lazca ve Hemşince konuşulduğunu belirten Artvinli, ilçelere göre değişen dil özelliklerinin kentin kültürel çeşitliliğini ortaya koyduğunu ifade etti.
Artvin’in farklı ilçelerinde konuşulan diller hakkında bilgi veren Artvinli, Arhavi, Hopa, Borçka, Kemalpaşa, Murgul, Şavşat ve Yusufeli'nde farklı dil ve ağız özelliklerinin yaşatıldığını söyledi. Ayrıca Ardanuç, Şavşat ve Yusufeli'nde yerleşik hayata geçmiş Lom topluluklarının kendilerine özgü konuşma biçimlerinin de bu kültürel zenginliğin bir parçası olduğunu dile getirdi.
Artvin ağızları üzerine yapılan akademik çalışmalara da değinen Artvinli, Ahmet Caferoğlu'nun 1942 yılında yayımlanan çalışmasından başlayarak Turgut Acar, İbrahim Ethem Özkan, Fadime Polat ve diğer araştırmacıların çalışmalarını değerlendirdi.
Kendi çalışmaları hakkında da bilgi veren Artvinli, 2022 yılında yayımlanan "Artvin Etimoloji Sözlüğü" adlı kitabında 4 bin 894 sözcüğe yer verdiğini belirtti. Sözlükte kelimelerin telaffuz farklılıklarının, derlendiği yörelerin ve etimolojik kökenlerinin ele alındığını ifade eden Artvinli, çalışmasının Artvin halk diline yönelik kapsamlı bir kaynak niteliği taşıdığını söyledi.

Özbey: "Artvin keşfedilmeyi bekleyen özel bir coğrafya"
Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Özbey de Artvin’in tarihsel, toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasal birikimiyle kendine özgü bir kimliğe sahip olduğunu ifade etti.
Artvin’in Anadolu'nun Kafkasya'ya açılan kapılarından biri olduğuna dikkat çeken Özbey, kentin farklı yönleriyle araştırılmayı ve keşfedilmeyi bekleyen özel bir coğrafya olduğunu söyledi.
Sempozyumun yaklaşık üç aylık hazırlık sürecinin ardından hayata geçirildiğini belirten Özbey, etkinliğe 172 başvuru yapıldığını ve bunların 15'inin yurt dışından geldiğini açıkladı.
Özbey, farklı ülkelerden bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştirilen sempozyumun Artvin’in tarihini, dilini, kültürünü ve medeniyet birikimini farklı bilimsel bakış açılarıyla değerlendirmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Uluslararası Artvin Dil, Tarih, Kültür ve Medeniyet Sempozyumu, Artvin’in tarihsel ve kültürel mirasının bilimsel çalışmalarla kayıt altına alınması, farklı disiplinler arasında iş birliğinin geliştirilmesi ve kentin sahip olduğu çok kültürlü yapının gelecek nesillere aktarılması açısından önemli bir buluşma olarak gerçekleştirildi.








