Disiplin cezaları ve farklı dosyalardan verilen hükümler nedeniyle tahliye sürecinin uzadığı belirtilen Saymaz için hem Kandıra Cezaevi’nde hem de Artvin’de basın açıklamaları yapıldı.
Kandıra 1 Nolu Cezaevi’nde bulunan Artvinli Sevgi Saymaz’ın tahliye sürecinde yaşadığı sorunlar gündeme taşındı. Saymaz’ın özgürlüğüne kavuşması ve benzer durumda bulunan hükümlülerin infaz süreçlerine ilişkin yasal düzenleme yapılması amacıyla çeşitli girişimlerde bulunuldu.
Sevgi Saymaz’ın durumuna dikkat çekmek amacıyla çok sayıda Artvinli, milletvekili ve siyasi parti temsilcisi Kandıra Cezaevi’ne giderek Saymaz’la görüştü. Görüşmenin ardından cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
Artvin’de de özgürlük çağrısı yapıldı
Kandıra’daki görüşme ve basın açıklamasının ardından Artvin’de de Sevgi Saymaz için ses yükseltildi. Av. Bedrettin Kalın ve Sevgi Saymaz’ın dostları, 2 Kasım 2026 Pazartesi günü saat 12.30’da 78’liler Derneği’nde basın açıklaması düzenledi.
Açıklamada, Saymaz’ın uzun yıllardır cezaevinde bulunmasına rağmen tahliye edilmemesinin arkasında disiplin cezaları, İdare ve Gözlem Kurulu kararları ve farklı dosyalardan verilen hükümlerin infaz sürecine etkisinin bulunduğu savunuldu.
Disiplin cezaları tahliyeye engel oluyor
Basın açıklamasında, Saymaz’ın 30 yıllık şartlı tahliye süresini doldurmasına rağmen beklenen tahliyenin gerçekleşmediği belirtildi. Tahliye sürecini etkilediği ifade edilen disiplin cezaları arasında slogan atmak, açlık grevine katılmak, yemek boykotu yapmak, sayım sırasında ayağa kalkmamak ve çeşitli cezaevi uygulamalarına karşı çıkmak gibi gerekçelerin bulunduğu aktarıldı.
Açıklamada, disiplin cezalarının şartlı tahliye imkanını ortadan kaldıracak şekilde uygulanmasına tepki gösterilerek bu cezalar nedeniyle infazın yakılması uygulamasına son verilmesi ve disiplin cezalarının zamanaşımına tabi olması istendi.
İdare ve Gözlem Kurulu kararlarının da tahliye sürecinde engel oluşturduğu belirtilen açıklamada, cezaevi görevlilerinin tuttuğu tutanaklara dayanılarak Asliye Ceza Mahkemelerinde yeni davalar açıldığı ifade edildi.
Adli ve siyasi dosyaların ayrı değerlendirilmesi isteniyor
Açıklamada öne çıkan konulardan biri de adli dava kararları ile siyasi dava kararlarının infaz aşamasında birleştirilmesi oldu.
Gardiyan tutanaklarına dayanılarak açılan davaların Asliye Ceza Mahkemelerinde görüldüğü ve bu davalardan verilen cezaların ana dosyayla birlikte infaz edildiği belirtildi. Açıklama sahipleri, adli davaların kendi hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunarak siyasi dava kararlarıyla birleştirilmesine karşı çıktı.
Her dosyanın kendi içinde işlem görmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, adli dosyalardan verilen cezaların lehe olan hükümler kapsamında değerlendirilerek denetimli serbestlik yoluyla infaz edilmesi ve bu şekilde tahliye imkanının sağlanması talep edildi.

Tahliye tarihi 2028'den 2038'e uzuyor
Basın açıklamasında Sevgi Saymaz’ın infaz sürecine ilişkin tarihlere de yer verildi. Saymaz’ın hak ederek tahliye tarihinin 2028 olduğu, ancak Asliye Ceza Mahkemelerinde verilen toplam 10 yıllık hükmün infaz hesabına eklenmesiyle bu tarihin 2038’e uzadığı belirtildi.
Devam eden davaların da tahliye süresini daha ileriye taşıyabileceği ifade edilerek, bu uygulamanın süreli hapis cezalarını fiilen ömür boyu hapse dönüştürdüğü savunuldu.
Açıklamada, süreli hapis cezalarında kapalı ceza infaz kurumunda geçirilecek süre için 30 yıllık üst sınır bulunmasına rağmen Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki uygulamalar nedeniyle bu sınırın ortadan kalktığı ileri sürüldü.
7242 sayılı yasada değişiklik talebi
Sevgi Saymaz’ın Dostları, yaşanan sorunların çözümü için 15 Nisan 2020 tarihli ve 7242 sayılı yasada değişiklik yapılması gerektiğini belirtti. İnfaz konusunda her hükmün ayrı değerlendirilmesi gerektiği ifade edilerek mevcut uygulamanın yeniden düzenlenmesi istendi.
Basın açıklamasında çözüm için üç temel talep sıralandı:
1. Disiplin cezaları nedeniyle infaz yakma uygulamasına son verilmesi ve disiplin cezalarının zamanaşımına tabi olması.
2. Adli dava kararları ile siyasi dava kararlarının içtima edilmemesi, her dosyanın kendi kapsamında değerlendirilmesi.
3. Siyasi nitelikteki hapis cezalarında bir üst sınır belirlenmesi ve eşitlik ilkesi gereği bu sınırın 30 yıl olması.
Açıklamada, Sevgi Saymaz ile aynı durumda bulunan çok sayıda kişinin de cezaevinde olduğu belirtilerek sorunun yalnızca Saymaz’la sınırlı olmadığı vurgulandı.
Sevgi Saymaz’ın Dostları adına yapılan açıklamanın sonunda, Adalet Bakanlığına, TBMM Adalet Komisyonuna ve insan hakları konusunda duyarlı kamuoyuna çağrıda bulunuldu. Artvin’den seslerini yükselttiklerini belirten Saymaz’ın dostları, Sevgi Saymaz ve aynı durumda bulunan diğer hükümlülerin özgürlüğüne kavuşabilmesi için infaz mevzuatındaki düzenlemelerin değiştirilmesini talep etti.
Basın açıklamasının ardından, Sevgi Saymaz’ın özgürlüğüne kavuşması talebiyle başlatılan imza kampanyası kapsamında imzalar atıldı. Kampanyanın Türkiye genelindeki Artvinli hemşehrilere ulaştırılması hedefleniyor.




