“Söz de Karar da Milletindir”
“Söz de Karar da Milletindir”
İçeriği Görüntüle

İkinci dönem için Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) aday gösterilmeyen önceki dönem Artvin Belediye Başkanı Demirhan Elçin; adaylık sürecinde yaşananlardan CHP'deki değişime, İYİ Parti'ye geçiş sürecinden CHP'deki “mutlak butlan” tartışmalarına, yeni parti oluşumundan Türkiye ekonomisine ve belediye başkanlığı döneminin muhasebesine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Siyasetten tamamen kopmadığını ancak aktif bir siyasi gelecek hesabı yapmadığını belirten Elçin, CHP'nin yaşadığı bölünmenin Türkiye siyaseti açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Elçin, yeni parti kurulmasına karşı olduğunu belirtirken, CHP içerisindeki tarafların yaşanan bölünmede sorumluluk taşıdığını savundu. CHP'deki “mutlak butlan” sürecine de tepki gösteren Elçin, siyasi parti kongreleri ve seçimlerine ilişkin uyuşmazlıklarda Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) yetkili olması gerektiğini ifade etti.
Türkiye'nin mevcut ekonomik şartlarında AK Parti'nin yeniden seçim kazanmasının kendisini üzdüğünü dile getiren Elçin, “Bu ekonomik şartlarda AK Parti'nin tekrar seçim kazanması Türkiye için ayıptır” dedi.
Öncelikle adaylık meselesini konuşalım
Siyasetten koptunuz mu, tamamen bıraktınız mı?
Siyaset öyle bir şeydir ki insan istese de kopamıyor, istemese de kopamıyor. Siyaset aslında bir yaşam tarzı. Toplumda memnun olduğunuz veya olmadığınız şeyleri konuşuyorsanız, arkadaşlarınızla bunları değerlendiriyorsanız doğal olarak siyasetin içerisindesiniz.
Ben şu anda siyaseti öncelik olarak tutup yarın için, gelecek için bir program yapan durumda değilim. Biraz suyun akışına bırakmışım, öyle gidiyor.
CHP'den neden aday gösterilmediğinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Benim kırgınlığım Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğine değil. Benim kırıldığım nokta, hem Artvin'deki hem de özellikle genel merkezdeki yöneticilerin ön seçim konusunda verdikleri sözlerdir.
“Her yerde ön seçim yapacağız” denildi. Bunun için “namus sözü”, “şeref sözü” denildi. Ben de halkla toplantılar yaptım, ne yapacağımı kendi kendime belirlemedim. Artvin merkez ilçede ön seçim yapılmasını istedim.
Aday adayları olarak Bilgehan Başkan ile dilekçe verdik ve ön seçim talep ettik. Ardanuç'ta ön seçim oldu, Kemalpaşa'da oldu, Şavşat'ta oldu. İstenen yerlerden biri de Artvin merkezdi. Ben de soruyorum: Merkezde neden yapılmadı?
Benim adaylığımın ön seçimle belirlenmesini istememin nedeni buydu. O dönem adaylar da daha belli değildi.
İYİ Parti'ye geçişiniz nasıl gerçekleşti?
Ben İYİ Parti'ye geçmedim. Bunu özellikle söylüyorum. 2019 seçimlerinde CHP ve İYİ Parti ittifak yaptı ve biz seçimi ittifakla kazandık. Meclis üyelerimiz içerisinde de İYİ Parti'den arkadaşlar vardı.
Ben yeniden adaylık için müracaat ettim ama aday olamadım. Aday olamayınca da İYİ Parti'ye geçmedim.
Keşke o dönemde genel merkez yöneticileri daha mert olsalardı. Benim söylemek istediğim bu.
CHP'de ne değişti?
CHP'de yaşanan ayrılıkları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bana göre tabandaki insanlar, yani bizler, zaman zaman tamamen oyuncak veya piyon haline getiriliyoruz. Yukarıdakiler kendi seçilmeleri, iktidar olmaları, kendi imkanlarını ve egolarını tatmin etmeleri için tabanı kullanabiliyorlar.
Ön seçim bizim namusumuz denildi. Ancak bugün geldiğimiz noktada yine aynı kişiler var. Vatandaş da bunlara inanıyor ve peşlerinden gidiyor.
İlçe kongrelerinde delege seçiliyor. Peki neden delege seçiliyor? Hani bütün üyeler oy kullanacaktı? Bunun siyasi partiler kanunuyla ilgili bir boyutu var. Eğer farklı bir sistem istiyorsanız, bunu açıkça söylemeniz gerekir.
“İktidara gelirsem Siyasi Partiler Kanunu'nu değiştireceğim” dersiniz. Bu açık ve net bir söylemdir. Ama vatandaşın kulağına hoş gelecek şekilde başka şeyler söylemek doğru değil.
Adayların belirlenmesinde yapay zekâ tartışması da yaşandı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz yapay zekâyla belirlenmedik. “Yapay zekâya sorduk” deniyor. Benim gördüğüm yapay zekâ; Özgür Özel, Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır ve onların etrafındaki isimlerdir. Yani karar verenlerin kendileridir.
Yeni partiye geçiş ve eleştiriler
Yeni partinin kurulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben yeni partinin kurulmasından taraftar değilim. Ülkenin şartlarında bunun doğru bir tercih olduğunu düşünmüyorum.
CHP'nin nasıl bölüneceğini AK Parti'nin istediğini ve bunu başardığını düşünüyorum. Ancak bu bölünme gerçekleşirken yalnızca AK Parti'nin etkisi olmadı. CHP içerisindeki insanlar da kendi davranışlarıyla bu bölünmeye yardımcı oldular.
Mayıs ayından yeni parti kuruluncaya kadar CHP'nin içerisinde bir köstebek gibi durulduğunu düşünüyorum. Partinin üyeleri bir araya getirildi, politize edildi, birlikte hareket etmeye zorlandı. Mahalle baskısı yapıldı. Bunun sonucunda CHP'den istifalar da yaşandı.
Yeni partinin CHP'nin önüne geçme ihtimalini nasıl görüyorsunuz?
Bugün bir seçim olsa yeni partinin CHP'nin önünde olduğunu düşünüyorum. Ancak bunun ne kadar sürdürülebileceğini, ne kadar ilerleyebileceğini zaman gösterecek.
Ben yeni partinin kurulmasının bir zorunluluk olduğuna inanmıyorum. İnsanlar CHP'den ihraç edilmekten korkuyorlarsa, bağımsız olarak da siyaset yapabilirler. Milletvekilleri zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görevlerine devam edebilirler.
Bir siyasi partiden ihraç edilmek, siyasetin tamamen bitmesi anlamına gelmez.
CHP'deki “butlan” süreci
CHP'deki “mutlak butlan” tartışmasını destekliyor musunuz ?
Öncelikle “butlan” ne demek? Yok hükmünde demek. Hiç olmamış, hiç gelmemiş demek.
Ben bu süreci desteklemiyorum. Siyasi partilerin seçimleriyle ilgili şaibe, haksızlık veya yanlışlık olduğu düşünülüyorsa bunun yetkili makamları vardır. Bana göre bu işlerin yetkilisi YSK'dır.
YSK'nın kararlarına ilişkin süreç bellidir. Bu nedenle YSK'dan başka makamların siyasi parti seçimleriyle ilgili bu tür kararlar vermesini doğru bulmuyorum.
Ancak bir şekilde mahkemeler devreye girdi ve dava açıldı. Eğer mahkemelerin adil karar vermeyeceğine inanıyorsanız o mahkemeye gidip savunma yapmamanız gerekir. Gidip savunma yapıyorsanız da mevcut hukuki süreç içerisinde mücadele etmeniz gerekir.
Genel merkeze polisle girilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben o görüntüleri hiç hoş bulmuyorum. Genel merkeze polisle girilmesi, yaşanan görüntüler doğru değil.
Ancak polisi oraya zorlayan sebepleri de o dönemde genel merkezi terk etmeyen arkadaşların düşünmesi gerektiğini söylüyorum.
Çünkü daha önce 20 milletvekilinin Özgür Özel yönetimiyle görüşmek için içeri alınmadığı söylendi. Bir siyasi partinin milletvekillerini içeri almazsanız, onların da oraya başka şekilde girmeye çalışması sonucunu doğurabilirsiniz. Bunu tasvip etmiyorum ama olayların nasıl bu noktaya geldiğinin de düşünülmesi gerekiyor.
Mahkemenin bu konuda karar vermesini doğru buluyor musunuz?
Ben bu mahkemenin bu işler için yetkili olduğunu düşünmüyorum. Eğer bu kararı YSK verecekse, YSK vermeliydi.
YSK'nın burada kendi varlığına da gölge düşürüldüğünü düşünüyorum. Son iki üç yılda adaletin siyasi baskılardan çok fazla etkilendiğini düşünüyorum. Siyasi baskılar her dönemde olmuştur ancak son dönemde bunun çok daha fazla olduğunu görüyorum.
Bu nedenle “butlan” kararına da karşıyım.
Ülkenin ekonomik yapısı
Türkiye'nin mevcut ekonomik şartlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ekonomik şartlar ortada. İnsanların alım gücü ciddi şekilde düşmüş durumda. Bu şartlarda Türkiye'nin siyasi olarak da önemli bir süreçten geçtiğini düşünüyorum.
Beni en çok üzen noktalardan biri ise bu ekonomik şartlara rağmen siyasi bölünmelerin yaşanmasıdır.
Ben korkuyorum ki yapılacak genel seçimlerde ve belediye seçimlerinde AK Parti yeniden seçim kazanabilir. Oysa mevcut ekonomik şartlarda AK Parti'nin seçim kazanması kadar akla, mantığa ve siyasete aykırı bir şey olmadığını düşünüyorum.
Ama bütün ülkede bunun gerçekleşecek gibi görünmesi beni gerçekten üzüyor.
Bu nedenle “Keşke böyle bölünmeseydik” diyorum.
Kendi döneminizin muhasebesi
2019-2024 yılları arasındaki belediye başkanlığı döneminizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben gönül rızamla belediye başkanlığını bırakmış bir adam değilim.
Beş yıllık dönemimde yaptığım hizmetlerin arkasındayım. Benim beş yılda yaptığımı üç dönemde başka bir belediye başkanının o şartlarda yapacağını düşünmüyorum.
Üstelik benim yaklaşık iki buçuk senem pandemiyle geçti. Buna rağmen Artvin'e uzun yıllar konuşulacak hizmetler yaptığımı düşünüyorum.
Bugünkü aklım olsa bazı şeyleri farklı yapardım. “Hiçbirini yapmazdım” derken kastım şu; aynı işleri daha farklı yöntemlerle, daha az sıkıntıya girerek yapardım.
Belediye başkanlığını adam gibi yaptığımı düşünüyorum ve yaptığım hizmetlerin arkasındayım.
Belediyenin bugününe ilişkin eleştirileriniz var mı?
Belediyeyle ilgili iyi şeyler de söylenebilir, kötü şeyler de söylenebilir. Nereden baktığınıza bağlı.
Benim dönemimle ilgili “hiç hizmet yapılmadı” gibi bir yaklaşımı kabul etmiyorum. Ben kendi dönemimde ciddi şekilde çalıştım ve Artvin'e kalıcı hizmetler bıraktığımı düşünüyorum.
Şimdi ne olacak?
Önümüzdeki süreçte Artvin siyasetini nasıl görüyorsunuz?
Önümüzdeki dönemi kesin olarak bilmek mümkün değil. Ancak bugün bir seçim olsa yeni partinin CHP'nin önünde olduğunu düşünüyorum.
Fakat yeni partinin bundan sonra ne kadar ilerleyeceğini zaman gösterecek.
Siyasette önemli olan insanların topluma ne verdiği, ne yapacağı ve nasıl bir gelecek ortaya koyacağıdır. “Ben olmazsam bu işler yürümez” anlayışını doğru bulmuyorum.
Yeni denilen insanların çoğu zaten dört-beş kez milletvekilliği yapmış isimler. Bakalım bu kez olacak mı, olmayacak mı? Bunu vatandaş görecek.
Gündeminiz de Siyasi Parti Değiştirmek Var mı?
Bundan sonra aktif siyasette nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Aktif siyasetin içerisinde değilim. İYİ Parti'deyim. Orada da siyasi bir gelecek beklentim yok.
Herhangi bir siyasi görev beklentim olmadığı için “şu olsun, bu olsun” diye bir arayış içerisinde değilim. İYİ Parti'nin etkinliklerine katılıyorum. Siyasette kapıyı açık bırakmak veya herhangi bir hesabın içerisinde olmak gibi bir düşüncem de yok.
Bu işler biraz da nasip işidir.
Ben siyasette gençlerin önünün açılması gerektiğini düşünüyorum. Bizim yaşımız da artık doldu. Gençler yapsın.
Ben Artvin'de yaşamaya devam ediyorum. Belediye başkanlığı yapmış birçok kişi daha sonra başka yerlere gitti. Ben ise burada yaşamaya devam ediyorum.
Siyaset bir yerde görev almakla sınırlı değil. Halk için bir şeyler yapmak, halkın önünde olmak ve topluma katkı sunmak için mutlaka bir siyasi partinin üyesi olmak gerekmiyor.
Benim bundan sonraki süreçte siyasi bir beklentim yok. Ne olacaksa zaman gösterecek.

Muhabir: İlknur Aylin Yılmaz