İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, Artvin’de gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında partisinin Artvin İl Başkanlığında partililerle bir araya geldi.
Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ofluoğlu; Artvin’in doğal kaynaklarının korunması, maden arama faaliyetleri, çay ve fındık üreticilerinin yaşadığı sorunlar, ekonomik sıkıntılar, fon yatırımlarındaki kayıplar ve ülke siyasetine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Ofluoğlu, “Biz İYİ Parti olarak üreterek çiftçiyi, küçük işletmeyi, reel sektörü, sanayiciyi destekleyerek büyüyeceğiz.” dedi.
İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, Artvin programı kapsamında partisinin İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle buluştu.
Toplantıda Artvin’in ekonomik ve çevresel sorunlarının yanı sıra Türkiye’nin gündemindeki siyasi ve ekonomik gelişmeler ele alındı.
Ofluoğlu, konuşmasında hem bölgenin yerel sorunlarına hem de ülke genelinde yaşanan gelişmelere ilişkin partisinin değerlendirmelerini paylaştı.
“Artvin’in doğal kaynakları milli servetimiz”
Konuşmasına Artvin’in doğal güzelliklerine, ormanlarına ve su kaynaklarına değinerek başlayan Ofluoğlu, kentin sahip olduğu doğal zenginliklerin korunması gerektiğini söyledi. Bölgede yürütülen maden arama faaliyetlerini eleştiren Ofluoğlu, İYİ Parti olarak çevre mücadelesi yürüten vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının yanında olduklarını belirtti.

Çevre konusundaki mücadelelerinin yalnızca söylemden ibaret olmadığını ifade eden Ofluoğlu, hukuka aykırı olduğunu değerlendirdikleri maden arama ruhsatları ve izinlerine karşı hukuki süreçleri desteklediklerini kaydetti.
Ofluoğlu, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz İYİ Parti olarak sizin bu çevreci mücadelenizin yanındayız. Tepkisel değil mücadelemiz. Bununla ilgili Meclis'te Rıdvan Uz vekilimiz var. Türkiye'nin bütün illerinde bu AKP iktidarının yalan ve talan üzerine kendi yandaşlarına verdiği bu maden arama ruhsatları izinlerine yönelik hukuka aykırı her eylemin karşısında hukuki mücadeleyi sivil toplum kuruluşlarıyla beraber veriyoruz. Belgeliyoruz, destekliyoruz. Sahadaki sizin mücadelenizi adliyeye taşıyoruz. Aynı zamanda Meclis'te de bu çevre katliamlarının takipçisiyiz.”
Artvin’in balı, çayı, fındığı ve hayvancılık faaliyetleriyle önemli bir üretim potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Ofluoğlu, bu değerlerin korunması ve üreticilerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Doğal kaynakların yandaş şirketlere ve yabancı sermayeye açıldığını ileri süren Ofluoğlu, “Çevremiz, doğamız milli servetimiz. Sen bunu yandaş şirketlere veriyorsun ama el altından da yabancı şirketlerin bu sermayelere ortak olmasına sebep oluyorsun. Devletin yer altındaki kaynaklarını da yabancı şirketlere yağmalatıyorsun.” ifadelerini kullandı.
Çay ve fındık üreticilerinin sorunlarını gündeme getirdi
Artvin ve çevresindeki tarımsal üretime de değinen Ofluoğlu, özellikle çay ve fındık üreticilerinin kota uygulamaları nedeniyle yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için taban fiyat uygulamasının tek başına yeterli olmadığını belirten Ofluoğlu, alım kotalarının üreticiyi özel sektör ve tüccar karşısında zor durumda bıraktığını savundu.
Üreticinin devlet tarafından belirlenen fiyat üzerinden ürününün tamamını satamadığını ifade eden Ofluoğlu, şöyle konuştu: “Üretiyor, bir taban fiyatı koyuyor, fındıkta da çayda da. Ama kota koyuyor. Sen 10 ton çay üretmişsin, 10 ton fındık üretmişsin, gidiyorsun devlete, 1 tonunu alıyor, 2 tonunu alıyor. Gerisi çay üreticisi, tüccarın elinde tutsak. Tüccar ne verirse o.”
Üretim politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini savunan Ofluoğlu, çiftçinin, küçük işletmelerin ve sanayicinin desteklenmesiyle ekonomik büyümenin sağlanabileceğini söyledi.

“Millet geçim derdinde”
Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ofluoğlu, çiftçilerden emeklilere, işçilerden memurlara kadar toplumun farklı kesimlerinin geçim mücadelesi verdiğini belirtti.
Ekonomik koşulların vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkilediğini dile getiren Ofluoğlu, özellikle ailelerin mutfak giderleri ve çocukların eğitim masrafları karşısında zorlandığını ifade etti.
Ofluoğlu, “Millet geçim derdinde arkadaşım, geçim derdinde. Çiftçisi de geçim derdinde, emeklisi de, işçisi de, çalışanı da, memuru da. Bunları gören yok.” dedi.
Kadınların ev ekonomisindeki yüküne de dikkat çeken Ofluoğlu, ailelerin geçim durumunun en iyi mutfaktaki alışveriş ve tencerenin kaynayıp kaynamadığı üzerinden anlaşılabileceğini söyledi.
Çocukların okul ihtiyaçlarının karşılanmasının da aileler için önemli bir ekonomik yük oluşturduğunu belirten Ofluoğlu, Ankara'daki ortalama okul kıyafeti ve ayakkabı giderinin 5 bin liraya ulaştığını ifade ederek emekli maaşları ve yaşam maliyetleri arasındaki dengesizliği eleştirdi.
Fon yatırımlarındaki kayıpları gündeme taşıdı
Ofluoğlu'nun konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de fon yatırımlarında yaşandığını öne sürdüğü kayıplar oldu. Konuya ilişkin daha önce uyarılar yapıldığını ancak gerekli müdahalelerin zamanında gerçekleştirilmediğini savunan Ofluoğlu, yaşanan gelişmelerin yalnızca bireysel yatırımcıları değil, Türkiye ekonomisini de etkilediğini ileri sürdü.
Fon yatırımları nedeniyle Türkiye'nin 140 milyar dolarlık zarara uğradığını iddia eden Ofluoğlu, konunun makroekonomik boyut taşıdığını belirtti.
Ofluoğlu, “Şu ana kadar 140 milyarlık dolar zararı var Türkiye'nin. Makro ekonomik olay. Bu mikro ekonomik bir olay değil. Yalnızca o fon yatırımlarını değil, on ay önce bakanlık kendi demedi mi, manipülasyon var diye? Niye durdu bu bakan? Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu da uyarmıştı. Müdahale edin, olaylar dönüyor diye.” ifadelerini kullandı.
Gerekli denetimlerin zamanında yapılması halinde vatandaşların uğradığı zararların daha düşük seviyede kalabileceğini savunan Ofluoğlu, yaşananların borsaya ve Türkiye'nin yatırımcılar nezdindeki güvenilirliğine zarar verdiğini söyledi.
Ofluoğlu, “Eğer ilk duyulduğunda işlem yapsalardı Türkiye'nin ya da bu kadar zarar görenler dörtte bire inecekti. En az altı yedi milyon etkilendi bundan. Borsamız etkilendi bundan, güven kategorimiz düştü bundan. Halbuki ekonomi güvendir. Yatırımcı gelmez, para gelmez, istihdam olmaz.” diye konuştu.
“Vatandaş parasını güvendiği devletin kurduğu yapıya yatırdı”
Fon yatırımlarından zarar eden vatandaşların mağduriyetine de değinen Ofluoğlu, özellikle küçük işletmelerin ve dar gelirli vatandaşların birikimlerini değerlendirmek amacıyla söz konusu fonlara yöneldiğini ileri sürdü.
Düzenlemelerde yer alan isteğe bağlı iade uygulamasını da eleştiren Ofluoğlu, elde edilen kazançların geri alınmasına yönelik yasal düzenlemelerin yeterince caydırıcı olmadığını savundu.
Ofluoğlu, “O para sizin, sizin. Türk milletinin parası bu. AKP'nin parası değil. Vatandaş parasını güvendiği devletin kurduğu bir yapıya yatırdı. Vallahi küçük işletmeler bile kiralarını, SGK primlerini oraya yatırmışlar. Ufak tefek gelirim olsun diye.” dedi.
Türkiye Diyanet Vakfının da fon yatırımlarından zarar ettiğini öne süren Ofluoğlu, vakfın vatandaşlardan hayır amacıyla topladığı bağışların değerlendirilme biçimini eleştirdi. Vakfın söz konusu yatırımları nedeniyle 500 trilyon lira zarar ettiğini iddia eden Ofluoğlu, bu durumun kamuoyuna açıklanması gerektiğini dile getirdi.
“Ekonomik büyüme üretimle sağlanmalı”
Türkiye'nin ekonomik sorunlarının çözümünde üretimin temel alınması gerektiğini belirten Ofluoğlu, tarım, sanayi ve küçük işletmelerin desteklenmesinin önemine işaret etti.
İYİ Parti'nin ekonomi politikalarının üretim odaklı olduğunu ifade eden Ofluoğlu, “Biz İYİ Parti olarak üreterek çiftçiyi, küçük işletmeyi, reel sektörü, sanayiciyi destekleyerek büyüyeceğiz.” diye konuştu.
Bütçe rakamlarına da değinen Ofluoğlu, Türkiye'nin vergi gelirleri ve bütçe açığı üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin saatlik vergi gelirinin 2 milyar liraya ulaştığını belirten Ofluoğlu, 2027 yılı için öngörülen bütçenin 27 trilyon lira olduğunu, bunun 24 trilyon liralık bölümünün vergilerden karşılanmasının beklendiğini ve 3 trilyon liralık bütçe açığı bulunduğunu söyledi.
“Devletin temeli adalettir”
Konuşmasının devamında hukuk, adalet ve liyakat konularına değinen Ofluoğlu, Türkiye'deki kurumların bağımsız ve kurallara bağlı şekilde işlemesi gerektiğini ifade etti.
Devlet yönetiminde adaletin temel unsur olduğunu belirten Ofluoğlu, liyakatin ortadan kalkmasının kurumların işleyişine zarar verdiğini savundu.
Ofluoğlu, “Devletin temeli adalet. Var mı adaleti bu AKP iktidarı? Adalet olmazsa devlet ölür. Bu çok önemli. Liyakat olmazsa kurumlar çöker, senin omurgan kalmaz.” dedi.
Devlet yönetiminin kurallar ve kurullar üzerine inşa edilmesi gerektiğini dile getiren Ofluoğlu, hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunun işletildiğini ileri sürdü. Vatandaşların da toplumsal yaşamda adalet ve liyakat ilkelerine uygun hareket etmesi gerektiğini belirten Ofluoğlu, torpilin başkalarının hakkını yemek anlamına geldiğini söyledi.
“AK Parti seçmeniyle değil, ülkeyi yönetemeyen iktidarla problemimiz var”
Siyasi değerlendirmelerinde seçmen davranışlarına da değinen Ofluoğlu, İYİ Parti teşkilatlarının toplumun farklı kesimleriyle doğrudan iletişim kurması gerektiğini ifade etti.
Özellikle ekonomik sıkıntılardan etkilenen ve siyasi tercihi konusunda kararsız olan seçmenlere ulaşmanın önemini vurgulayan Ofluoğlu, AK Parti'ye oy veren vatandaşlarla ilgili ayrıştırıcı bir yaklaşım içinde olmadıklarını belirtti.
Ofluoğlu, “Bizim problemimiz AK Parti seçmeniyle değil, ülkeyi yönetemeyen AKP'yle. Bizim problemimiz. Onun için AK Parti'nin seçmeninin de kapısını çalın. Çalın. Daha verecek misiniz diye. Sallantıdaki seçmene yönelmemiz lazım arkadaşlar.” ifadelerini kullandı.
Seçmenin sandıkta kullandığı oyun yalnızca bireysel bir tercih olmadığını, ülkenin geleceğini etkileyen sonuçlar doğurduğunu söyleyen Ofluoğlu, vatandaşların oy verirken hukuksuzluk ve yolsuzluk iddialarını da dikkate alması gerektiğini savundu.
Terörle mücadele ve çözüm sürecine ilişkin açıklamalar
Ofluoğlu, konuşmasının önemli bir bölümünde terörle mücadele, Abdullah Öcalan'a yönelik tartışmalar ve siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
2023 seçimleri öncesinde güvenlik politikaları üzerinden yapılan siyasi açıklamaları hatırlatan Ofluoğlu, bugün gelinen noktada iktidarın tutumunu eleştirdi. Abdullah Öcalan'a yönelik gündeme gelen yeni tartışmalara ve kendisine özel koşullar sağlandığı iddialarına tepki gösterdi.
Konuşmasında, terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen saldırılarda hayatını kaybedenleri anan Ofluoğlu, yakın zamanda şehit olduğunu belirttiği Yusuf Said Ünlü'nün ölümüne ilişkin kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğini öne sürdü.
Ofluoğlu, “Dört gün evvel bir şehidimiz oldu. Yusuf Said Ünlü. Nasıl şehit olduğunu da bilmiyoruz, açıklama zahmetinde bulunmadılar. Sınırda geçiş esnasında diyorlar. Siz kimsiniz ya? Hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz? Bu vatan evladı niye şehit oldu?” sözleriyle yetkililere açıklama çağrısında bulundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 2024 yılı Ekim ayında Abdullah Öcalan'ın TBMM'de konuşmasına yönelik açıklamalarını da hatırlatan Ofluoğlu, Öcalan'a yönelik umut hakkı tartışmalarını kabul etmediklerini ifade etti.
Ofluoğlu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bir kişinin koşullarına ilişkin tartışmalar üzerinden iktidara tepki göstererek, terörle mücadele konusunda taviz verilmemesi gerektiğini savundu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un Meclis'te kabul ettiği ve “barış anneleri” olarak nitelendirilen kadınların açıklamalarına da değinen Ofluoğlu, annelerin evlatlarının terör örgütü tarafından dağa götürülmesine ve yaşanan mağduriyetlere dikkat çekmesi gerektiğini söyledi.
Hiçbir annenin evladını kaybetmesini istemediğini belirten Ofluoğlu, kendisinin de iki çocuk annesi olduğunu ifade ederek, terör nedeniyle yaşanan acıların sona ermesi gerektiğini dile getirdi. Ancak Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması yönündeki taleplere karşı olduklarını belirterek, bu konudaki siyasi girişimleri kabul etmediklerini söyledi.
“Hep birlikte çalışmak zorundayız”
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin mevcut siyasi ve ekonomik tablosunun değişmesi gerektiğini savunan Ofluoğlu, İYİ Parti olarak vatandaşlarla bir araya gelmeye, sorunları yerinde dinlemeye ve çözüm önerilerini anlatmaya devam edeceklerini belirtti.
Artvin'in doğal zenginliklerinin korunması, üreticilerin desteklenmesi, ekonomik sorunların çözülmesi, adaletin ve liyakatin yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan Ofluoğlu, vatandaşlara birlikte mücadele etme çağrısında bulundu.
Ofluoğlu, “Bunlara hayır diyeceğiz. Kabul etmiyoruz. Bu vatan bizim. Onun için hep birlikte çalışmak zorundayız. Hep birlikte.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.





