Hopa Ticaret ve Sanayi Odası Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelde, geçmiş dönem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı da yapmış olan Murat Karayalçın, ‘Sosyal Demokrat Belediyecilik’ tecrübelerini ve belediyelerin yapması gereken görevler hakkında konuşma yaptı.

Çocuklar 23 Nisan’da Doyayısa Eğlendi Çocuklar 23 Nisan’da Doyayısa Eğlendi

Panelde konuşma yapan Karayalçın, “Sosyal demokrat belediyeciliğe ilişkin kısa bir değerlendirmede bulunacağım ancak önce içinde bulunduğumuz belediye seçimiyle ilgili kısa bir gözlemimi de dile getirmek istiyorum. 21’inci yüzyılda hem merkezi yönetimde hem de yerel yönetimlerde çok önemli anlayış değişiklikleri ortaya çıkmaya başladı. Yeni yaklaşımlar sergileniyor, yeni şekillenmeler ortaya çıkıyor. 21’inci yüzyılın birinci çeyreği tamamlanmak üzere. 31 Mart 2024 tarihinde seçeceğimiz belediye başkanları bizim yerel yönetimlerimizi kentlerde yaşayan insanlarımızı 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğine taşıyacak. Eski bir belediye başkanıyım. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım. Belediyeciliği çok önemsiyorum. Belediyecilikle ilgili gelişmeleri izlemeye, değerlendirmeye çalışıyorum. Beklerdim ki Türkiye’de seçime katılan bütün siyasi partiler bu süreçte 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde çıkarttıkları deneyimleri dikkate alarak 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde Türkiye’nin başta belediyeler olmak üzere yerel yönetimlerinin hangi işlevleri üstlenmeleri gerektiğini dile getirebilsinler. Değişik yerel yönetim birimlerimiz var. Ama bence en önemlisi kent yönetimi olan belediyeler. Türkiye’de kırsal alanda yaşayan nüfus çok hızla azaldı. Bir ölçüye göre Türkiye’de nüfusumuzun önemli bir bölümü kentlerde yaşıyor dolayısıyla kentlerin yönetimi çok önem taşımakta. Türkiye’nin 81 ilinin 30’unda da büyükşehir belediyesi modeli denilen bir model izlenmekte. Bu alışık olmadığımız, bilmediğimiz Türkiye’nin yurttaşları olarak şimdiye kadar görmediğimiz bir model. Şimdi Ankara’nın, İstanbul’un, İzmir’in bildiğimiz büyük kentlerin yer aldığı bu modelde artık belediyecilik değişti. Artık belediyecilik, yol, su, elektrik, asfalt hizmeti değil yeşil alan hizmeti değil. Bu 30 ilimizde yasaya göre belediye dediğimiz kamu kuruluşları, yerel yönetim birimleri vilayetin her santimetre karesinde yaşayan insanlarının tüm gereksinmelerini karşılamak üzere hizmet vermek durumundadırlar. Bunun içinde tarım var. Yani tarım sektöründe belediyeler hizmet vermek durumunda. Salgın dönemini anımsıyor musunuz? Pandemi dönemindeki gelişmeleri dikkate alarak Cumhuriyet Halk partili belediyeler tarım alanında bugüne kadar hiç alışmadığımız hizmetler vermeye başladılar. Bizim bütün belediyelerimiz atalık tohumlarının bulunması için ıslah edilmesi için, geliştirilmesi için hizmet veriyorlar. Hayvancılık alanında kredi açmaktalar. Gerçekten çok yeni bir dönem. Başka sektörlerde de belediyeler hizmet veriyor. Ben öyle tahmin ediyorum ki kısa bir süre sonra Türkiye’nin tüm illerinde aynı model uygulanacak. Artık belediyeler tüm alanlarda, sektörlerde ve Türkiye’nin tüm mekanlarında bu hizmeti verecekler.” dedi.

Karayalçın ‘sosyal demokrat’ belediyeciliği anlattı-2

Belediye yönetiminin diğer yönetimlerden farklı olduğuna değinen Karayalçın, “Benim deneyimim Büyükşehir Belediyesi 1989-1994 yıllarında sosyal demokrat arkadaşlarınla birlikte Ankara kentini yönetim. Oradan edindiğim deneyimleri oradan biriktirdiğin bilgileri sosyal demokrat belediyecilik adıyla sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu aslında büyük şehir deneyimi ama belki Artvin’de, Hopa’da bu deneyimi dile getirmek doğrudan ilgili gözükmeyebilir ama sonuç itibarıyla ölçek ne olursa olsun belediye başkanlarının yapacakları işler birbirine benzemektedir. Aslında belediye başkanlarının da birbirine benzemektedir. Belediyecilik çok ayrı bir şey. Hem milletvekilliği yaptım, hem belediye başkanlığı yaptım bakanlık da yaptım. Şimdi bütün bunları karşılaştırdığında en çok heyecan verici görevin belediye başkanlığı olduğunu söyleyebilirim. Ben sosyal demokrat belediyeciliği 3 başlık altında sizlere sunmak istiyorum. Birincisi şu, kaliteli ya da nitelikli kent hizmeti, kent yoksullar için ticari bir meta olmaktan çıkarılmalıdır. Bana göre sol belediyeciliğin özü budur. Belediye başkanlarımız nitelikli kent hizmetlerini yalnızca kentin varlıklı insanlar için değil aynı nitelikte aynı düzeyde kentin yoksul hemşireleri içinde üretip onlara sunabilmelidir. Bu aslında gelir dağılımının iyileştirilmesine, sol bir belediye başkanının, sol belediyecilik kadrolarının katkısı anlamını taşımaktadır. Eski yıllarda belediyeler kendi görevlerini yalnızca asfalt, su kanalizasyon ile sınırlı görürken artık son yıllarda bizim belediye başkanlarımız da gelirin yeniden dağıtılması için nitelikli hizmetlerin hemşerilerine ulaştırılabilmesi için gelir dağılımı konusunda çok etkili olmaya başladılar.” diye konuştu.

Editör: HİKMET BAŞAR