Karahan, yaptıkları mücadelenin yalnızca madenciliğe karşı olmadığını belirterek yaşam alanlarının korunması için çaba gösterdiklerini söyledi. Artvin’in çok özel bir coğrafyaya sahip olduğunu ifade eden Karahan, HES projeleri, dere ıslahları, barajlar ve orman kesimlerinin de doğaya ciddi zarar verdiğini dile getirdi. Bölgenin artık bu yükü taşıyamayacak noktaya geldiğini savunan Karahan, Artvin’in gelecek nesiller için korunması gereken önemli bir değer olduğunu kaydetti.
Açıklamasında uzman görüşlerine dikkat çeken Karahan, “Artvin hem ülkemiz hem de gelecek nesiller açısından korunması gereken çok kıymetli bir bölge. Bizim meselemiz herhangi bir konuya ‘kafayı takmak’ değil. Gerçekten büyük bir felaketin eşiğinde olduğumuzu düşünüyoruz ve bunu kamuoyuyla paylaşmaya çalışıyoruz. Üstelik yalnızca kendi görüşlerimizle değil, uzmanların değerlendirmelerine dayanarak konuşuyoruz. Artık bazı gerçekleri görmek için uzman olmaya bile gerek yok. Bir derenin doldurulmasının doğaya vereceği zararı herkes anlayabilir. Sayın Faruk Çelik, ‘Arhavi’de maden olmaz ama Yusufeli’nde olabilir’ demiş. Oysa Yusufeli Barajı’yla birlikte bölgenin verimli toprakları sular altında bırakıldı. Şimdi de Yusufeli’nin Kaçkarlar bölgesindeki eşsiz doğası madencilik faaliyetleriyle tehdit ediliyor. Kendi doğduğu vadinin HES projeleri nedeniyle nasıl bir tahribata uğradığını gelip yerinde görmesini isteriz. Geçen yıl Kaçkar Milli Parkı’nın yaklaşık bin 500 hektarlık alanı madencilik faaliyetleri için ihaleye açıldı. Bu yıl da Yaylalar Köyü’nde dört ayrı maden ihalesi yapıldı. Oysa Yaylalar Köyü, Artvin’in en fazla turist çeken ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bölgelerinden biri. Açılan davalarla bu süreç durdurulmaya çalışılıyor. Ancak görüyoruz ki bölgenin özel ekosistemi yeterince bilinmiyor. Kaçkarlar yalnızca Arhavi’nin değil, Artvin’in ve Çoruh Vadisi’nin de su kaynaklarını besliyor.
Birilerinin ekonomik çıkarı uğruna bütün Artvin’i ve ülkenin doğal varlıklarını yok edemezsiniz. Bu nedenle elimizden geldiğince kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz. Ancak galiba önce Sayın Faruk Çelik’e bu coğrafyanın değerini anlatmamız gerekiyor. Faruk Çelik, Artvin kökenli olmasına rağmen ne yazık ki bu coğrafyaya aidiyet hissetmiyor. Kendisi, ‘Ben Artvin milletvekiliyim ama Bursa’da oturuyorum’ diyor. Hatta Çoruh’un sularını Bursa’ya taşıyabileceklerinden söz ediyor. Oysa bugün Türkiye’de ciddi bir su krizi yaşanıyor. Bu nedenle Artvin coğrafyası çok büyük önem taşıyor. Susuz kalmak istemiyoruz. Sayın Çelik’in önce bu coğrafyanın değerini öğrenmesi gerekiyor. Ayrıca İbrahim Gündüz’ün yazdığı Çöpler Faciası adlı kitabı okumasını tavsiye ederim. Kitapta Türkiye’de madenciliğin geldiği nokta ve yarattığı sonuçlar çok açık biçimde anlatılıyor” dedi.




