İnce, söz konusu saldırıların uluslararası hukuku hiçe sayan, diplomasiyi devre dışı bırakan ve Ortadoğu’yu daha büyük bir kaosa sürükleyen bir zorbalık düzeninin yansıması olduğunu ifade etti.
“Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun siyonizm” sözleriyle açıklamasına başlayan İnce, saldırıların yalnızca bir ülkeye değil, insanlığın ortak vicdanına ve barış umuduna yöneldiğini belirtti. Bölgenin korku ve şiddet üzerinden yeniden dizayn edilmek istendiğini savunan İnce, özellikle saldırıların Ramazan ayında gerçekleştirilmesine dikkat çekti.
Ramazan ayının Müslüman toplumlar için rahmet, merhamet ve dayanışma ayı olduğunu vurgulayan İnce, “Bu mübarek ayda bombaların devreye sokulması tesadüf değildir. Bu durum yalnızca askeri değil, aynı zamanda sembolik bir mesaj taşımaktadır. Manevi iklime yönelik bilinçli bir saldırı söz konusudur” dedi.
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri “emperyal aklın yeni bir hamlesi” olarak nitelendiren İnce, işgalin savunma, yıkımın güvenlik, ablukanın ise meşru hak gibi sunulduğunu ifade etti. Gazze’de yaşananlarla İran’a yönelik saldırılar arasında benzer bir zihniyet bulunduğunu öne süren İnce, “Gücü hukukun yerine koyan anlayış dünyayı kuralsız bir ormana çevirmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Nükleer silah konusundaki çifte standarda da değinen İnce, bazı ülkelerin kendi silahlarını meşru görürken başkalarına yasak dayattığını savundu. Bu yaklaşımın adalet değil zorbalık ürettiğini belirten İnce, bölgede sürekli bir tehdit atmosferi oluşturulduğunu söyledi.
ABD’nin geçmişte Irak, Afganistan ve Filistin başta olmak üzere birçok bölgede yürüttüğü müdahalelere atıfta bulunan İnce, bu politikaların milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve yerinden edilmesine neden olduğunu dile getirdi. Güney Amerika’da da benzer müdahaleci politikaların uygulandığını savunan İnce, küresel güçlerin uluslararası hukuku kendi çıkarları doğrultusunda eğip büktüğünü iddia etti.
Açıklamasında Türkiye’nin de bu gelişmelerden bağımsız olmadığını belirten İnce, Ortadoğu’daki her krizin uzun vadede bölge ülkelerini kuşatma ve zayıflatma stratejisinin parçası olabileceğini ifade etti. Bölge ülkelerinin daha geniş bir savaşın parçası hâline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Son saldırılarda bir okulun vurulması ve 86 öğrencinin hayatını kaybetmesine de değinen İnce, bunun insanlık adına büyük bir utanç olduğunu söyledi. “Çocukların kanı üzerinden güvenlik inşa edilemez. Bir okulun bombalanması yalnızca askeri değil, ahlaki bir çöküştür” ifadelerini kullandı.
Memur-Sen olarak tavırlarının net olduğunu belirten İnce, emperyalizmin zorbalığını reddettiklerini, siyonist yayılmacılığı mahkûm ettiklerini ve mazlumların yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti.
“Bombalar şehirleri yıkabilir ama hakikati yok edemez. Zorbalık geçicidir; adalet kalıcıdır” diyen İnce, insanlık onurunun susturulamayacağını belirterek sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Emperyalizme ve siyonizme karşı insanlık hattında direnişimiz devam edecektir. Mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya devam edeceğiz. Ateşle kurulan saltanatlar ilk rüzgârda küle dönmeye mahkûmdur. Zalimler yenilecek, insanlık kazanacaktır.”




