Artvin Ticaret ve Sanayi Odası (ARTSO) seçimleri öncesinde Başkan Seçkin Kurt tarafından açıklanan yönetim kurulu aday listesi, erkek hegemonyası tartışmalarını da beraberinde getirirken “Güçlü Oda, Güçlü Artvin” sloganıyla duyurulan 15 kişilik listenin tamamının erkeklerden oluşması, kadınların üretimdeki varlığı ile karar alma mekanizmalarındaki temsili arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.
Artvin’in her yerinde kadın emeği, yönetimde erkek hegemonyası
Artvin’in coğrafyasında kadın emeği hayatın her alanında. Çay tarlasında, bağda, bahçede, hayvancılıkta, aile işletmelerinde ve ev içinde kadınlar üretimin ve yaşamın yükünü omuzluyor. Çocuk bakımından ev işlerine, tarımsal üretimden aile ekonomisine kadar uzanan bu emek, kentin ekonomik ve toplumsal yaşamının temel parçalarından birini oluşturuyor.
Ancak kentin ekonomisini temsil edecek bir yönetim listesine bakıldığında, kadınların adı dahi geçmiyor.
Kadınlar üretirken, erkekler mi yönetecek?
15 kişilik aday listesinin tamamının erkeklerden oluşması, yalnızca kadın temsili eksikliği değil; iş dünyasındaki karar mekanizmalarının erkek egemen yapısını da sorgulatıyor. Kadınların emeği üretim sürecinde vazgeçilmez görülürken, yönetim kademelerinde aynı ölçüde yer bulamaması, erkek hegemonyasının nasıl yeniden üretildiği sorusunu gündeme getiriyor.
“Her kesimi kucaklayan yönetim” söylemi nerede kaldı?
Seçkin Kurt, aday listesini tanıtırken genç iş insanlarının enerjisini deneyimli isimlerle buluşturduklarını ve “her kesimi kucaklayan güçlü bir yönetim anlayışıyla” yola çıktıklarını ifade etmişti.
Ancak her kesimi kucaklama iddiasındaki bir yönetim listesinin 15 adayının da erkeklerden oluşması, bu söylemin ne ölçüde kapsayıcı olduğunu tartışmaya açıyor.
Gençler ve deneyimli iş insanları listede kendilerine yer bulurken, kadınlar neden bulamadı? Artvin’de kadın iş insanı, kadın girişimci ya da kadın üretici mi yok? Yoksa kadınların emeği ekonomik hayatın sürmesi için gerekli görülürken, yönetimde söz sahibi olmaları aynı ölçüde önemsenmiyor mu?
Elbette açıklanan listeden hareketle kadınların bilinçli olarak dışlandığını söylemek mümkün değil. Ancak ortada somut bir tablo var: 15 adayın tamamı erkek. Bu tablonun nasıl oluştuğu ve kadınların temsili için herhangi bir girişimde bulunulup bulunulmadığı sorusu ise yanıt bekliyor.



