Enflasyon karşısında ücretlerin hızla eridiğini belirten Bilgin, “Önde enflasyon Mercedes’e binmiş gidiyor. İşçinin, emekçinin almış olduğu ücretler ise Murat 124’te arkadan takip ediyor” dedi.
2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla öğrenciler, öğretmenler ve velilere başarı ve kolaylıklar dileyen Bilgin, yeni eğitim sezonunun aynı zamanda milyonlarca aile için yeni bir geçim mücadelesi anlamına geldiğini söyledi.
“Çalışanlar 10 yıldır geçim darlığında”
Enflasyon nedeniyle emekçilerin uzun süredir geçim sıkıntısı yaşadığını ifade eden Bilgin, okulların açılmasıyla birlikte hanelerdeki ekonomik yükün daha da arttığını belirtti.
Bilgin, “Bütün emekçiler, çalışanlar ne yazık ki 10 yıldır düşürülemeyen enflasyon yüzünden geçim darlığındadır. Okul sezonunun açılmasıyla da geçim sıkıntısı daha da kendini gösterecektir. Gerçekleri ne kadar gizlersek gizleyelim, doğru tektir. Görünen herkes her şeyi görüyor” ifadelerini kullandı.
“500 bin çocuk ucuz iş gücü olarak kullanılıyor”
Çocuk işçiliğine de dikkat çeken Bilgin, çocukların eğitim çağında çalışmak zorunda bırakılmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.
Çocuk işçiliğinin ciddi bir toplumsal sorun olduğunu dile getiren Bilgin, mesleki eğitim kapsamında çalışan çocukların sayısının 500 bini geçtiğini belirterek, “Öğrenim çağındaki çocuklarımız ne yazık ki iş kolunda ucuz iş gücü olarak kullanılmaktadır. Bunu kabul etmiyoruz. Bunun önüne geçilecek tedbirlerin alınması lazım” dedi.
“Asgari ücret normal ücretmiş gibi sunuluyor”
Milyonlarca kişinin asgari ücrete mahkûm edildiğini savunan Bilgin, asgari ücretin artık istisnai olmaktan çıkıp normal ücret gibi değerlendirildiğini söyledi.
28 bin lira seviyesindeki asgari ücretle dört kişilik bir ailenin geçinmesinin mümkün olmadığını ifade eden Bilgin, artan akaryakıt fiyatlarının da tüm mal ve hizmetlere zam olarak yansıdığını belirtti.
Bilgin, “Akaryakıta, motorine, benzine gelen zam özellikle lojistik ve ulaşım sektörünü direkt ilgilendirdiği için nakliye işiyle işini görenler de tüm mal ve hizmetlere etki etmektedir. Doğal olarak ürünler zamlanmaktadır” diye konuştu.
“İnsanlarımız çalışarak yoksullaşıyor”
Ücretlerin enflasyon karşısında eridiğini belirten Bilgin, çalışanların artık yalnızca geçim değil, temel gıda ihtiyaçlarını karşılayabilme mücadelesi verdiğini söyledi.
Bilgin, “Artık ekmek derdinde değil, inanın lokma derdinde çalışanlar var. İnsanlarımız çalışarak yoksullaşıyor” dedi.
Ücretlerdeki erimeyi dikkat çekici bir benzetmeyle anlatan Bilgin, “Önde enflasyon Mercedes’e binmiş gidiyor. İşçinin, emekçinin almış olduğu ücretler ise Murat 124’te arkadan takip ediyor. Onu geçmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
“Ücretler yeniden güncellenmeli”
Asgari ücretin yıl içerisinde yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle önemli ölçüde değer kaybettiğini belirten Bilgin, çalışan ücretlerinin yeniden güncellenmesi gerektiğini söyledi.
Ocak ayında yapılacak artışın çalışanların eline ancak sonraki aylarda geçtiğine dikkat çeken Bilgin, bu süreçte emekçilerin aylar boyunca mevcut ücretlerle geçinmek zorunda kaldığını ifade etti.
Bilgin, “Ocak ayında yapılacak olan iyileştirme, artış diyelim, çalışanın eline zaten Şubat ayında geçmektedir. Bu esnada 4-5 ay daha bu ücretlere mahkûm çalışanlar işe gidip gelmektedir. Kimse mutlu değildir” dedi.
“Kira ve ücretler arasında büyük çelişki var”
Emeklilerin de ekonomik olarak zor durumda olduğunu dile getiren Bilgin, özellikle Rize, Artvin ve Ardahan bölgesinde kira fiyatlarının çalışan ve emeklilerin gelirlerini zorladığını söyledi.
Bölgede ev kiralarının 20 bin, 30 bin hatta 40 bin lira seviyelerine ulaşabildiğini belirten Bilgin, ücret artışları ile kira artışları arasında büyük bir uyumsuzluk bulunduğunu savundu.
Bilgin, “Enflasyon oranını açıklıyor. TÜİK yüzde 35 kira zam oranını açıklıyor. Bu büyük bir çelişkidir. Ücretlere açıklanan rakam başka, ücretlerin kira zammı başka. Bunun sürdürülebilir tarafı yoktur. Bunu kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
“İş yaşamında mutluluk yoksa toplumda da mutluluk olmaz”
DİSK olarak çalışanların taleplerini farklı platformlarda dile getirmeye devam edeceklerini belirten Bilgin, ekonomik sorunların artık toplumsal bir boyuta ulaştığını söyledi.
Yöneticilerin ve işverenlerin yaşanan sıkıntıları görmezden gelmemesi gerektiğini vurgulayan Bilgin, “İş yaşamında mutluluk yoksa toplumda da mutluluk olmaz. Çocuklarına çikolata almayı bırak, ekmek götürme derdinde çalışanlar var, emekçiler var. Söylediğim gibi hem çalışılıyor hem de yoksullaşıyor” dedi.
Bilgin açıklamasını, “Yoksulluk kader değildir. Bunu kabul etmiyoruz. Herkes alın terinin, döktüğü alın terinin hakkını istiyor. Biz bunun mücadelesini veriyoruz” sözleriyle tamamladı.




